Raşidi Tarikatı Zikir (Vird) Adabı

Raşidi Tarikatı Zikir (Vird) Adabı

Raşidi Tarikatı Zikir (Vird) Adabı

Zikrullah dört türlü yapılır.

1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:

2- Yalnız kalp ile zikir:

3- Kalben ve lisanen zikir:

4 - Namaz gibi beden ile yapilan Zikir

5 - Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir

(Vird) Adabı

1. Vakit
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.

2. SAYI ADET

yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi 40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan, 1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak icin, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz, hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.

3. Mevsim Zikiri


10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, "Hizbül Kebir", tam zikiri okur, ikindiden sonra "Hizbül Kasr" okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah "hizbül kasr" akşamlari "hizbül kebir" okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur fatihalar sadece günde 1 defa okunur.

3. HER SINIFIN SÜRESi


Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek icin tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.

Zikir Nasıl Yapılır ?

Sessiz sakin olmalıdır. (Yüksek sesle değil, kendi duyacağın kadar sesle olmalı.)

Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.

Zikirmizin kazasi yokdur

DiKKKAT Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.

EXTRA zikirler

o hal ve durum vuku bulunca cekilir.

GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR DEĞiLDiR

Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek. Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan, seni zikirden alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.

Zikirde Tökezleme veya Durma olursa

Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de iftira etdiler ve dediler ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi icin başina bela buldu, ve bize dur geldiyse, biz o sürünün başi oldugumuz icin, amma sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten

mesele budur vesselam.


SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA


Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ....... ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi ve tasdik etti derler,

peki öylemidir bu hadis?

Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken "ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin." dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.


şimdilik bu kadar, sonra yine devam ederiz adab ve kolayliklara. arada sirada buraya yine bak ki, yeni bilgiler eklenmişmi haberdar olabilesin

Tariqatı Raşidi

http://tarikati.rasittunca.com

Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı Videosu ve Zikir (Vird) Tesbihi Resimleri

Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı

Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı Videosu ve Zikir (Vird) Tesbihi Resimleri

TESBiH ADABI


AÇIKLAMA :
Sofinin, aynen hat yazmaya başlayan birisinin, önce hat kalemi acmasini, yapmasini ögrendigi gibi, sofi kendi zikir tesbihini kendisi yapar.
3 Çeşit tesbih modeli vardir. 1.siniflar ve acemiler icin kolay tesbih. 2.sinif ve üstü icin cift kadranli tesbih. 3.sinif ve üstü icin, mevsimin ve havanin durumunun rengine uygun, renkli cift kadranli mevsim tesbihi.(siyah, kar beyaz, yeşil, bordo kirmizi, kahve veya sari, saydam su rengi, ve çamur rengi,...)

Tesbihde Dizilim sirasi ve Kadranlar

Tesbihde 1 adet imame 3 adet ara müezzin ve 13 adet ara bellek renkli tesbih tanesi(siyah veya beyaz veya kirmizi) ve 110 adet mevsimine göre renkli boncuk tesbih tanesi

tesbihi dizerken soldan saga tesbih sol ve sag tarafi var ve önce sol taraf dizlir ipe ve sol tarafda 10 tane mevsimin rengi bir tane ara renk yine 10 mevsim rengi 1 ara renk ve yine 10 mevsim rengi 1 ara renk ve sonra birinci ara müezzin sonra yine 10 mevsimin rengi tesbih tanesi sonra ara renk sonra 5 mevsim rengi sonra 1 ara renk ve araya ikinci müezzin ve tesbihimizin ortasina gelir ve sonra simetrik olarak yine ortadan saga dogru yine bir ara renk ile baslanir ve sonra 5 mevsim rengi sonra yine ara renk sonra 10 mevsim rengi sonra yine ücüncü ara müezzin sonra yine ara renkle baslanir ve sonra 10 tane mevsim rengi sonra ara renk sonra yine 10 tane mevsim rengi sonra yine ara renk sonra yine ara renk yani iki tane ara renk yan yanyana olcak sonra 9 tanede son mevsim rengi ve sonra imame ve sonra ara renk ve sonra imamenin üstüne iki ipin birleşmiş yerine bir tane ara renk sonra 10 tane mevsim rengi ve sonra hangi mevsimin rengini yaptiysak üstüne bir adet ondan sonra gelecek mevsimin rengi olan sarik tesbih tanesi eklenir ve bu imamenin üstü ikinci kadran yani ikinci çarkdir ve birinci çark ise sagdaki iki ayni renkdeki ara tesbihin arasina gelecek şekilde iki ip ucu birleştirilir ve sonra bu iki ucun birleştigi yer dügümlenir sonra iki ucun ortasi olan birlesik yerden olmak üzre iki kat ipe bir ara renk sonra 10 mevsim rengi sonra tekrar ara renk tesbih tanesi dizilir ve ve bu ip uzun olur ve tesbihler sigancak(kaydirilabilcek) kadar uzun olur, cünkü onlar sayac olarak kullanilcak ve sonra bu iki ucun ucu sagdaki iki ara tesbihin oldugu yerin arasindan gecirilip sonra boncuklu kisim ipin birleşik ucundan gecirılerek düğüm yapilir amma düğüm sabit değil hareket edebilir vaziyette olur, Tesbihimizin dizilimi budur.

Tesbihlerimiz böyle olcak Raşidi Tarikatı Vird Tesbihi Resimleri













 

Tesbih Nedir ve Abaküs Tesbih Nedir?

Abaküs Nedir ve Tesbih Nedir ve Abaküs Tesbih Nedir - ilk Bilgisayar Modeli ve Sayi Sayar Hesap MakinesiAbaküs, sayı boncuğu veya çörkü, basit toplama ve çarpma işlemleri için kullanılan, aritmetik hesaplamaları yapmaya yardımcı bir alettir. Boncukların sayılması şeklinde çalışır. İlköğretim sınıflarında matematik dersine yardımcı olması amacıyla da kullanılır.

MÖ 2400 yıllarında Çin'de geliştirilen abaküs, denizaşırı ticaret yapan tüccarlar sayesinde Girit ve Miken bölgelerinden Avrupa ve Amerika'ya yayılmıştır. Abaküs, hareketli parçalara sahip olduğu bilinen ilk hesap makinesidir. Arap sayılarının ve sıfır kavramının abaküs yardımıyla geliştirilmesi tarih öncelerine gitmekle beraber, halen dünyanın değişik bölgelerinde günlük ticarette ve özellikle okul öncesi çağdaki çocukların matematiksel zekasını geliştirmek amacıyla kullanılmaktadır.

Çağdaş hesap makinelerinin ve bilgisayarların atası sayılan hesap aygıtı olan Abaküs'te amaç 4 ana matematiksel işlem olan toplama, çıkarma, çarpma ve bölme yapmaktır. Babilliler'in buluşu olan abaküs, yüzyıllar boyunca ticarette büyük önem taşımıştır. Abaküsün temeli Girit ve Miken'e dayanmakta ve ilk abaküs örneklerinin hemen hepsinde Girit ve Miken süsleme sanatından örnekler de bulumaktadır.

Her boncuk ya da metal topçuğun değeri, büyüklüğüne değil konumuna bağlıdır; belirli bir çizgi üstündeki taşın ya da belirli bir tel üstündeki incinin (boncuğun, topçuğun, vb.) değeri 1, iki tanesi birlikte olunca 2 olur. Bundan bir sonraki tel 10, üçüncü sıradaki tel 100 olarak değerlendirilir. Böylece ikisi 1 değerinde ve biri 10 değerinde üç dizi taş 12'yi, 100 değerindeki bir dördüncü topçuk eklenince de 112'yi gösterir. Yani topçuk ya da boncuğun yeri, değerini belirler ve çok büyük sayılar bile birkaç topçu ya da boncukla gösterilebilir. Topçuklar bir yöne kaydırılarak işlem yapılır; elde edilen değeri silmek, yani topçuğu bir sonraki kullanıma hazırlanmak istenirse, tersi yönünde kaydırmak gerekir. Abak, görünüşte basitliğine karşın, toplama makineleri, elektronik hesap makineleri ve bilgisayarların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.

En iyi bilinen biçimi (Çinlilerin "hesap tepsisi" anlamına gelen Suan Pan'ı) dikdörtgen bir çerçevenin içine gerilmiş teller üstüne inciler dizilmesiyle oluşturulan abak, başlangıçta toprağın içine açılan sıra sıra oluklara dizilen taşlardan oluşmaktaydı. Eski yunan ve Roma abaküsü dikdörtgen oluklu bir tablet idi. Rönessans öncesi avrupasında ise üzerine oluk yerine çizgiler olan bir tablet idi. Daha sonraları, yuvarlak bilye büyüklüğünde metal top ya da boncukların paralel çubuklar ya da teller üstünde hareket ettikleri biçimi almıştır.

Abaküsün italyan ve diğer avrupa tüccarları arasında kullanımdan düşüşü Fibonaccinin büyük eseri Liber Abaci ve onun daha popüler kısa versiyonunda, tüccar babasıyla arap şehirlerine yaptığı gezilerde görüp öğrendiği, kağıt üzerinde hint-arap rakamlarıyla yazılı yapılan aritmetik işlemlerini anlatmasıyla başlamıştır. Abaküs işlemlerinin sadece sonucu romen rakamlarıyla kaydedildiğinden hesap aşamaları sonradan kontrol edilemiyordu. Bir tüccar hem katip hem hesaplayıcı çalıştırmak zorundaydı. Hint arap rakamları ise sadece katip gerektiriyordu, ve hesap aşamaları da kaydedilebiliyordu.

Abaküsün, daha önce kullanılan yalın 2 el ve 5er parmağın yerini aldığı, onun da başparmak ucunun diğer 4 parmağın 12 eklemine dokunarak onikili sayı sistemindeki işlemlerin yerini aldığı düşünülebilir. İşlemlerin daha büyük sayılarla yapılabilmesi, el gerektiren bir şey için ara verildiğinde son sayıyı unutmaması, daha hızlı ve daha kolay anlaşılır olması üstünlükleriydi.

Tesbih Nedir?


Tespih, tekrarlanan monoton işlemleri saymak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkaya denir. Stres atıcı olarak tekrarlama basit el hareketlerine olanak verdiği için kullanılır. İpi gerildiğinde uzunca bir parmak gibi dik durabildiğinden işaret parmağı yerine de kullanılır. Tespih takı olarak da, can sıkıntısını gidermek için de, hatta tesbih sallamayı bir el becerisi haline getirmiş kişilerce bir beceri talimi ya da gösterisi olarak da kullanılmaktadır. Gelmiş geçmiş en çok kullanıldığı alan, pek çok dinde tekrarlanan dini vecibelerin yerine getirilişinin hesabını kolayca doğru tutma konusudur. Tespihin 11, 33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar, 108 taneli olanı Budistler tarafından kullanılır. Tespihin ucundaki irice parçaya imame denir.

Tahminlere göre Müslümanlar tespihi Budistlerden almışlar. Hıristiyanlar da Müslümanlardan Avrupa'ya. Papa V. Pius, 1596'da yazdığı yazısında, Dominikus'un 1221 yılında Avrupa'ya tespihi getirdiğini yazmıştı. İlk Hristiyan tespihleri 33 taneli olup bu 33 tane İsa'nın bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır (33 sayısı ile ilgili olarak bkz. Baal).

İslam'da ilk halife zamanında kullanılmaya başlandığı sanılıyor. "Tespih çekmek" namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir. Allahın 99 sıfatını, ya da tekrar tekrar zikredilen belli cümlelerin sayımında kullanılır. Ancak birçok Müslüman bu sayma işlemini tespih taneleri ile değil, parmaklar ile belirleyebilmektedirler.

Tesbih öncesi kültürlerde başparmağı kullanarak diğer dört parmağın el içindeki 12 eklemini sayarlarmış. Geleneksel tespih tane sayılarının ve düzine kavramının kökü bu olguya dayanıyor alabilir.

Her ekleme dokunarak 3 kez baştan tekrarlandığında 36 (12+12+12), ilk ve son parmaktan tek geçip dönerek ileri, geri, ve tekrar ileri sayıldığında 30 (12+9+9), ilk ve son ekleme tek dokunup dönerek, ileri, geri ve tekrar ileri sayıldığında 34 (12+11+11, yani 33 artı imame) sayılır. İki el de kullanıldığında 0-153 arası sayılar için basit abaküs işlemleri yapılabilir, dört el kullanıldığında sayısal veriler konuşmadan ve görülmeden kişiden kişiye ulaştırılabilir (örn. pazar yerinde eller torbada pazarlık, gece karanlığı ve sessizliğinde gizli operasyon) .

Ebrulu bir osmanlı faturan kehribar tespihi

Değerli Tespih çeşitleri [1]

Damla kehribarı (fosilleşmiş çam veya başka ağaç sakızı)
Faturan kehribar (Fenol ile Formaldehitin polimerleşmesiyle elde edilen, ve zamanla yüzeyi vişne rengi alan Termosetlerden -ısı ve kalıplama ile son şekli verilebilen- bir reçine; bakalitin akrabası, ilk plastiklerden)
Mor Yakut (amotis taşı)
Kaplan gözü (bir çeşit Hindistan kökenli çekirdek)
Pelesenk (Mısırlı zenginler ve Osmanlı sadrazamlarınca sevilen kokulu sanduka tahtası çeşidi)
Öd ağacı (Muhammed'in sandukasının yapıldığı kokulu tahta çeşidi)
Oltu Taşı Tesbih (Erzurum ilinin Oltu ilçesinde bol miktarda oltu taşı yatağı bulunmaktadır)

Tesbih nasıl yapılır? İşte adım adım tesbih yapımı


Tesbih çekmek bir gelenektir. Nasıl yapıldığı ise hep bir merak konusu olmuştur.
İşte adım adım tesbih yapımı

Tesbihin yapılacağı madde önce testereyle uygun ende çubuklar halinde kesiliyor. Bu çubuklar istenilen tane boyuna göre bölünüyor. Tornada "çarkuşane" denilen aletle, dakikada 3500 devirde döndürülürken tam ortadan deliniyor. Kalıba geçirilen tane yani "habb" sol elle ileri-geri döndürülürken, sağ eldeki ardayla da yontuluyor ve rendeyle istenilen biçime sokuluyor. Tanelerin hepsinin aynı boyda olması sağlanıyor.
Sonra malafadan sökülmeden kaol ile cilalanıyor. Kaol, aktarlarda satılan bir parlatma solüsyonu...

Eski ustaların kol kotalarla cila yaptıkları ve tanenin deliğini dahi cilalattıkları biliniyor. Sonra "tahril" denilen bir ip üzerine parçalar diziliyor…

Tesbih ustaları 1965 yılından bu yana yavaş yavaş çağa uyarak elektrikli tornalara geçmiş… Hatta bilgisayarlı torna kullananlar da varmış. Şu anda çıkrık kemane ile tesbih çeken bir usta bilinmiyor. Çeken ustalar çektikleri tesbihlere kendi üsluplarıyla imzalarını atmışlar… Ağaç tesbihlerde ise imame, ustanın imzası yerine geçiyor. İmamenin çekilişinden ustanın kim olduğu anlaşılıyor.

Osmanlı döneminde bir sanat ve ustalık işine dönüşen tesbih yapımı, mahir tesbih ustalarının "kemane" adı verilen tornalarında gerçekleşmiştir. Elle veya ayakla çalışan kemaneler ve ona eşlik eden el matkapları günümüzde artık kullanılmıyor. Değişen koşullarla birlikte tesbihler de "çekim" adı verilen modern yöntemlerle yapılır hale geliyor.

Önce tesbih taneleri yapılıyor


Tesbih yapımında ilk olarak kullanılan madde, kalınlığı en fazla bir milimetre olan testere aracılığıyla kare ya da dikdörtgen parçalara bölünüyor. Kesilen parçalar parmaklar arasında tutularak dönen bir zımparada kendi eksenleri etrafında sürülerek silindir ve yuvarlak biçimlere dönüştürülüyor. Ustalarının "yuvarlama" dediği bu işlemin ardından taneler, bir tona aynasına takılıyor ve "delme" işlemine geçiliyor. Torna aynasında taneler, dakikada 3 bin 500 devirde dönerken puntodan yaklaştırılan 0.7 milimetre çapındaki matkapla deliniyor (Tane büyüklüğüne göre bu çap artırılabiliyor ya da düşürülebiliyor).

Tesbih yapımının can alıcı noktası

Tesbih yapımının en can alıcı safhası ise bu noktada başlıyor yani tornada işleme safhası. Bu aşamada, tornanın aynasına sıkıştırılan bir çelik çubuk, eğe yardımıyla beş köşeli konik malafa şekline getiriliyor. Torna aynası dönerken bu malafanın, yalpasız, salgısız ve adeta "dönmez" gibi görünmesi ise hayati önem taşıyor. Zira malafa salgılı döner; tane, tam deliği merkez alacak şekilde işlenemez ise ipe dizildiğinde "sarhoş" diye tabir edilen şekilde kaçık duracaktır.

Ardından, malafa üzerinde sıkışmış halde dönen taneye, hava çeliğinden düz uçlu bıçaklarla şekil veriliyor. Sabitleştirilmiş ölçüdeki bir kumpasla sık sık boy kontrolü yapılırken, serbest ölçüdeki bir kumpasla da çap ölçümü yapılıyor. Böylece taneler arasında sıfır hata olması sağlanıyor.

Tesbih çekmenin her aşaması incelikli

İstenilen ölçüye getirilen taneler, duraklar, imame ve tepelik; malafadan sökülmeden önce üzerine parlatıcı dökülmüş yumuşak tüysüz bir bezle cilalandıktan sonra kendine uyan renkteki ipe diziliyor.

Tesbih dizim safhası da ince bir işçilik gerektiriyor. Tesbih ipinin iki ucunun sarmal şekilde buruluşu, uçlarının bal mumlanışı, imamenin altındaki ve üstündeki düğümlerin atılışı da ustasının maharetiyle tamamlanıyor. Aynı zamanda tesbih yapma işine, çoğumuzun elde tek tek tane çekmek olarak bildiği isim verilerek tesbih çekmek deniyor.

Bu arada belirtmeliyiz ki, tesbihlerin en güzelleri de yine İstanbul'da yapılırmış. İslam ülkelerinden zengin meraklılar yüzyıllar boyunca en güzel tesbihleri hep İstanbullu ustalardan edinmişler.

Lokman Usta'nın dediğine göre günümüzde tesbih koleksiyonu yapanlar da gün geçtikçe artıyor. Tesbihin neden yapıldığı, imamesinin orijinalliği, tanelerin muntazamlığı, ipe dizilişindeki renk uyumu tesbihin maddi manadaki değerini arttıran özellikler. Allah'ı anarken insanın elindeki aracın doğal maddelerden oluşması ona ayrı bir lezzet de katıyor. Pek çok madenin insana değdiğinde olumlu etkileri olduğunu biliniyor.

Neticede her iki anlamda da "tesbih çekmek" insanı bulunduğu boyuttan çok daha ötelere götürüyor. İnsana diyor ki, "Nerede olursanız olun kalbinizin tesbihini yanınızda götürün. Yüce olan tek yaratıcıyı her an anın. Huzur bulun, huzurla kalın."

Abaküs Tesbih Nedir?

Abaküs Tesbih Demek normal namaz tesbihlerinin dışında yüksek sayili zikirleri cekebilmek icin hafizali tesbih ve ya zikir sayar ve hesap makinasi veya kücük ilk bilgisayar modeli demekdir. Bu Tesbihlerde normal sayac boncuklarin haricinde, imamenin üstünde zikrimize uygun olacak kadar, mesela 10 tane daha sıyrılabilir boncuk bulunan, ve yine tesbihin alt ortasinda, yine extra eklenmiş ikinci kadran boncuklar bulunan, ve yine belli bir boncuk araligindan sonra extra eklenmiş yine mesela 10 boncuklu ücüncü kadrani (çarkı) olan tesbihlere "Abaküs Tesbih" denilir. yani abaküs saymak icindir ki, kolay saymak ve saydiginida hesap makinesi gibi hafizada tutmak icin, işde mesala ara boncuk kadran boncuklarini 10 boncukdan sonra baglarsak, mesela her 3 fatiha ile 7 ihlas okudugumuzda, bir devir tamam etmiş oluruzmesal Raşidi tarikatindaki silsilye fatihalar ismarlanirken kulanamk icin, ve bu bir deviri tamam ettigimiz fatiha ve kulhuyu bir şeyhe veya peygambere ve yakinimiza hediye edince, o carkdan bir boncuk geriye sigariziki, yani abaküs sistemi ile, haaa tamam birinci silsile ismine okudum, ve sonra ikinci 7 ihlas 3 fatiha daha, ve ikiinci boncuk böylce abaküs işlemi, yine mesela 66 bin Allah zikri , veya yülksek sayidaki esma yi cekerken, tesbihi tam olarak Allah zikri ile cekdik, ve bir devir yapinca, o yan carkdan bir boncuk sığadık, ve 100 cekdik hafizaya alip bilmek icin, ve on boncuk sigayince bu sefer imamenin üstündeki binli (1000) carkdan bir boncuk yukari sigariziki, abaküs sistemi ile bu sefer, bin(1000) Allah cekdigimizi biliriz hafizaya almiş oluruz, ve böylece bu sefer mesala alti bin cekecek isek bu her bin cekdikce, imamenin üstündekileri sigadik ve 10
10 a tamam olunca bu sefer en alta ortadaki kadrandan bir boncuk sagirizki yani 10 bin Allah dedik biliriz ve tesbihin zikir sayanin abaküsün hafizasina aliriz. ve bununda alti tane olunca altmiş bin (60 000) Allah cekdik bilmiş oluruz. yani abaküs tesbih demek, işde aynen ilkokulda kolay saymak, ve kac saydigimizi bilmek icin bir aracdir, ve bunu yapan, zikiri sayan abaküs ismine, abaküs tesbih denilir. ve bilgisayarin ilk modelidir ve din alimleri ve peygamberlerin birine verilmis mucize ve ilimdir, ve allah i zikir icin keşfedilmiş olan ilk bilgisayarin, ne hale geldigini düşünürsek, yani insanlik baya baya cag atladi, artik islamin buldugu keşfettigi biligsayari,
artik islam dininden ve müslüman olmayanlar, citayi nereye kadar taşidilar, görün bakin, islam ise haala tesbihde kaldi malesef, hatta türkler ise sadece 33 lü 99 lu tesbihde kaldilar, bu abaküs tesbih nedir onu bile bilmezler yani.


Gebetskette

Gebetsketten sind Ketten, die von Mitgliedern verschiedener Religionen verwendet werden, um die Wiederholungen von gleichen oder gleichartigen Gebeten, Gesängen oder Andachten zu zählen. Sie können auch zur Meditation oder zur Entspannung verwendet werden. An einer Schnur aufgereihte Perlen oder Knoten sind ein altes und in vielen Kulturen weit verbreitetes mnemotechnisches Hilfsmittel. Knotenschnüre wie das besonders ausgereifte, altperuanische Quipu gab es auch in Polynesien und China.

Buddhismus und Hinduismus
Mala im Hinduismus und Buddhismus


Die buddhistische und hinduistische Gebetskette heißt Mala (Sanskrit माला, mālā) und besteht in der Regel aus 108 Perlen. Gefertigt ist sie üblicherweise aus Naturprodukten, etwa Nüssen oder Palmholz. Teilweise werden auch Knochen oder Hornperlen verwendet, als Symbol für die Vergänglichkeit des Seins.

Im Buddhismus stehen die 108 Perlen für die 108 Bände der gesammelten Lehren Buddhas. Im Hinduismus stehen die 108 Perlen für 108 Namen oder Attribute der angebeteten Gottheit.

Benutzt wird die Mala bei der Zitation eines Mantras. Dabei werden drei Arten unterschieden:

laute Zitation (Likhita-Japa)
Zitation in Gedanken (Manasika-Japa)
tonlose Zitation mit den Lippen (Vaikhari-Japa).

Islam
Misbaha im Islam


Die islamische Gebetskette heißt korrekt Misbaha oder Subha. In der nicht-arabischen Umgangssprache wird sie aber oft auch Tasbih, (türkisch) Tesbih bzw. Tespih genannt, was jedoch nicht ganz korrekt ist, denn diese Namen bezeichnen eigentlich den Vorgang, also die Lobpreisung (Gottes), obwohl alle Wörter auf dieselbe Wurzel zurückführen.

Die Misbaha gibt es in verschiedensten Formen und Farben. Sie kann aus verschiedensten Materialien, wie z. B. aus Holz oder Kunststoff, klein oder groß, hergestellt worden sein. Es gibt sie mit 11, 33, 99 oder 1000 Perlen; am meisten Verwendung finden jedoch solche mit 33 oder 99 Perlen. Die Gebetskette mit 99 Perlen ist häufig in drei Teile unterteilt, die aus jeweils 33 Perlen bestehen.

Man kann beim Benutzen der Subha auf zwei verschiedene Weisen vorgehen:

33-mal Gott preisen für seine Werke und sein Tun („Subhann-allah“)
33-mal Gott danken („Alhamdulillah“)
33-mal Gott seine Großartigkeit, Allwissenheit, Mächtigkeit, Gerechtigkeit etc. bezeugen („Allahu-akbar“).

Bei der zweiten Variante kann man die oben genannten Aspekte bei jedem einzelnen Abschnitt wiederholen. Beim Gebet mit der Gebetskette können aber auch entweder die im Koran vorkommenden 99 Namen Allahs rezitiert oder andere religiöse Formeln gesprochen werden.

Misbaha

Als Misbaha (arabisch مسبحة, DMG misbaḥa, auch Masbaha; Pl. مسابح / masābiḥ) oder Subha (سبحة, DMG subḥa; Pl. سبح / subaḥ) wird eine im Islam gebräuchliche Gebetskette bezeichnet. In nicht-arabischen Sprachen bzw. Ländern wird sie auch Tasbih, Tesbih oder Tespih genannt, was jedoch nicht ganz korrekt ist, da diese Namen in der arabischen Sprache eigentlich den Vorgang der Lobpreisung bezeichnen.

Die Gebetskette unterstützt das Sprechen bzw. das Zählen von Gebetsformeln (Tasbih / تسبيح / tasbīḥ / ‚Lobpreisung‘; Pl. Tasabih / تسابيح / tasābīḥ). Ferner wird sie auch als Talisman (Glücksbringer) benutzt, als religiöses Symbol aufgehängt oder auch als Halsschmuck getragen.

Geschichte

In der Anfangszeit des Islam sollen Gläubige an Stelle eines Tasbih die Namen Gottes mit Hilfe kleiner Steine oder mit den Fingern rezitiert haben. Weil der Prophet Mohammed vermutlich keine Misbaha benutzt hat, lehnen ihn unter anderem Wahhabiten oder andere orthodoxe Gelehrte und Muslime als unislamische Neuerung ab (siehe Bidʿa), obwohl Muhammads Freund und erster Kalif Abu Bakr schon eine Art Misbaha in Form eines mit Knoten versehenen Seiles benutzte.

Die Misbaha und der von der orthodoxen Komboskini abgeleitete Rosenkranz, mit dem katholische Christen ihr Gebet verrichten, stammen ursprünglich aus Indien. Im Hinduismus und Buddhismus wird eine Mala als Gebetskette verwendet.

Funktion


Die Misbaha ist ein Hilfsmittel bei der Ausführung des Dhikr, besonders im Sufismus, und er dient dazu, das Abzählen zu erleichtern, wenn die 99 Namen Allahs gesprochen werden oder Allah – oft als Abschluss des Gebets – mit drei im Islam häufig gebrauchten Formeln gepriesen wird. Der Muslim spricht dabei 33 Mal Subhan Allah (subḥānahu wa ta'ālā), „gepriesen sei Gott“, 33 mal al-hamdulillah (al-ḥamdu li-llāh), „gelobt sei Gott“ bzw. „Gott sei Dank“, 34 mal Allahu Akbar (allāhu akbar), „Gott ist größer“ und einmal das Glaubensbekenntnis (Lā ilāha illā llāh), „es gibt keinen Gott außer (den einen) Gott“. Falls Muslime keine Gebetskette mit sich führen oder vorfinden, zählen sie die Formeln an den Fingern ab.

Die Misbaha wird heute, ähnlich wie das griechische Komboloi, von Männern und Frauen auch als Schmuck verwendet, das Tragen der Misbaha gilt als Männlichkeitsattribut.

Form


Eine Misbaha hat üblicherweise 99 Perlen, die beweglich an einer Schnur aufgereiht und in drei Sektionen zu je 33 Perlen aufgeteilt sind. Die Perlen wurden früher meist aus Holz gefertigt, heute vor allem aus Halbedelsteinen oder Kunststoff. Wertvolle Misbaha-Perlen besitzen unter anderem aufwendige Inkrustationen (verzierende Metalleinlagen). Andere Materialien sind z. B. Elfenbein, Olivenkerne, Glas oder echte Perlen; besonders wertvoll sind z. B. Masabih aus blauem Bernstein.[1]

Die Sektionen sind jeweils durch eine verlängerte oder vergrößerte und andersfarbige Perle gekennzeichnet, es genügt auch nur eine besonders gestaltete Schlussperle. Häufig besitzen Masabih kurz vor der Schlussperle eine kleine Nebenkette mit bis zu zehn Perlen, die auf einer dickeren Schnur sitzen. Diese Perlen verrutschen nicht von selbst, mit ihnen wird die Zahl der Gebetsrunden festgehalten. Nach jedem Durchgang wird eine Perle verschoben, die dann an ihrem Platz bleibt. Die Haupt- und Nebenketten können an den Enden durch Stoffquasten oder Schmuckstücke verziert sein.

Es gibt auch kleinere Masabih mit 33 Perlen, die ebenfalls weit verbreitet sind und oft mitgeführt werden. Auch eine geringere Anzahl Perlen ist möglich, falls bspw. welche verlorengehen und nicht ersetzt werden.


Abaküs Tesbih örnekleri Resimleri Raşidi _Tarikati -abaküs tesbih- modelleri

 

 

Etiketler : Abaküs Nedir, Tesbih Nedir, Abaküs Tesbih Nedir, ilk Bilgisayar Modeli, Sayi Sayar, Hesap Makinesi,ilk hesap makinesi,zikir sayar,zikir sayaci,misbah,tasbeh,abaküs,Abakus,abacus,abacus tasbeeh,singen Perlen,prayer,rosary,prayer rosary,rosenkranz,calculator, fist calculator,Rechner, erste Rechner,bilgisayar,ilk bilgisayar,Computer, erst Computer,fiirst computer,

Kaynaklar :

Wikipedia
Cesitli Web siteleri
Karoglan Hoca Raşit Tunca
Raşidi Tarikati
rasittunca.com
karoglan.com
efsane1turk.net

Raşidi Tariqatı Tesbihleri Resimleri

Raşidi Tariqatı Tesbihleri Resimleri

19. SINIFDAN SONRA Tesbihlerimiz böyle olacak- Raşidi Tarikatı Vird Tesbihi Resimlerine bakiniz
19. Sinif dersi alan sofiler, artik tesbihlerinin ilk onlu kadranindaki sayaclari iki renk yapar, ve zikirimizin alfebe duasindan önceki arapca alfabe, dokuz defa tesbih edilirken, yani "elif ba" bölümüne gelince, birinci boncukda dzad  harfini sag azı dişlerinin arasına koyarak söyler, ikinci defada, aynı harfe gelince, ikinci renk olan beyaz tesbihde ise, bu sefer dzad harfini, sol azı dişlerin arasına koyarak söyler, ve bu tesbih hangi sırada, hangi taraf ile söylenmesi gerektigini bilmemiz icin bellekli olan tesbih modelidir, o seviyeye cikmayanlarda BU TESBiHDEN YAPABiLiR AMMA, ORAYA CIKANLAR, KAiNATTAKi iKi SiBOBU KULLANMASINI ÖGRENEN SOFiLERiMiZDiR ,

Dad Harfinin Mahreci

"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş


Raşidi Tariqatı Tesbihleri Resimleri
Büyük boy görmek icin resimin üzerine tikla ve farenin silindiri  ile ileri geri git

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Raşidi Tariqatı Tesbihleri Resimleri 

Raşidi Tariqatında Tövbe Adabı

Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir

vakti varmıdır?


Raşidi Tariqatında Tövbe Adabı

Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?

Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra,

pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar

vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]

Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.

Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.


وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا

"ve tûbû ilâllâhi cemîan"

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

"Topluca Allah’a tevbe edin "

(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)

اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."


"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."

(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا

"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."


Meali

Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek

geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)

Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا

الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ


Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB. Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr . Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr

Meali :

İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mü’min olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir(Seherlerde Tövbe Edenlerdir).

(ALİ İMRAN Suresi 14. 15. 16. 17. ayetler)

ve Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsedeerken onlar seherlerde

tövbe edenlerdir diyor, öylse nasuh gercek ve gecerli bir tövbeninde vakti var

birinci vakit günahdan hemen sonra ikincisi seherlerde

Seher vakti tam olarak ne zamandır?

Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl

olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına denilir.

Bu husuda kuranda yine

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû

kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn

Meali :

Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.


(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."

(Tirmizî, Namaz, 326)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif )

Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın

10_2. BABINDA

10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.

(1 den 10 defaya kadar)

Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan

"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "

(3 Defa)

ve sonrada

"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"

(71 Defa)

Bu zikirin normaldaki yeri

25.BAB dir

Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri

burasidir, amma eger sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti oldugu icin yukardaki yerde okunur, burada ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra veya akşamlari

okuncak ise burada okunur.zikirin normaldaki yeri 25.BAB dir

ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde ve sonrasında sağ el sol memenin altına getirilir kalp hizasina ve baş parmak ile diğer parmaklarin boğumları tesbih edilerek 12 defa "estağfirullah" denilir ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur.Namaz sonarası namazdaki kusurlara tövbe edilir

yine hergece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa

"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh"

denilir.

--------------------

Günaha pişmanlık
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)

Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.

Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)

İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)

[Taberani]

(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse

büyük kalmaz.) [Deylemi]

(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)

[Tirmizi]

(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]

(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.

Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,

o günahı yazmaz.) [Hakim]

(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi

kabul eder.) [İbni Mace]

(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)

[Beyheki]

(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)

[Hakim]

(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.

Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük

günah yazılır.) [Deylemi]

(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)

[Beyheki]

(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]

(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,

Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]

(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa

hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir

li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,

bela olmaz) buyurdu.

Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının

affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)

[Ramuz]

(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir

genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,

Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)

[Buhari]

(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-

kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,

affolur.) [Tirmizi]

("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden

başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca

günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]

(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret

dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)

[Tirmizi]

(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]

korumaz.) [İ.Huzeyme]

Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]

Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir

hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]

ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.


(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.

Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa

toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde

ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak

olur.) [Taberani]

(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe

ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve

kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]


(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)

[Beyheki]

(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak

demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü

kaldırmamalıdır.) [Buhari]

(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]



Kaynak :
http://tarikati.rasittunca.com
http://efsane1turk.net/
http://www.karoglan.org



Etiketler : Raşidi Tariqatında, Tövbe Adabı,Tövbe, ve, istigfar, Nedir , neden ve nasıl yapılır,özel bir vakti varmıdır?,Tövbe Nedir, istigfar Nedir ,Tövbe ve istigfar Nedir,

Raşidi Tariqatında Letaifler Çakra Merkezleri

Çakra Merkezleri

 

 

Raşidi Tariqatında Letaifler Çakra Merkezleri




رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ لْيَوْمَ تُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ dgg

Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk. Yevme hum bârizûn(bârizûne) lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulkul yevme, lillâhil vâhidil kahhâr. El yevme tuczâ kullu nefsin bimâ kesebet, lâ zulmel yevme, innallâhe serîul hisâb.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yaşyanlardan Derecesi Arşa kadar ulaşmiş olan Kulumnuzun ruhunu Ayrilip secilme Talak gününde ona (onun Hesabina bakariz). Herşeyin bariz ve belli oldgu o gün derizki ona, Allahdan hicbirşekilde korkma, Bugünün hakimi Mülkünde Tek Hükümdar olan Allah dir, Bugün herkese ne kazandiysa o verilir, ve bugün ceza günü degildir, Allah hesabi cok süratli görendir. (Matematigi ve hesap yapmasini en iyi bilendir, kimin eksisi, vercegi borcu cok. kimin artisi, alacagi cok, iyi bilendir.)

Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 15. 16. 17. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cennetlikler bir tek adamın, Ademin biçiminde olacaklardır."

( Hadis-i Şerif , Buhârî)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Cehennemin etrafı şehvetlerle donatıldı, cennetinki ise zorluklarla kuşatıldı."

( Hadis-i Şerif , Buhârî)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"Kıyamet gününde, kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şey soruluncaya kadar bir yere kıpırdamaz:
Ömrünü nasıl harcadığından, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve bildiklerini uygulayıp uygulamadığından sorulacaktır."

( Hadis-i Şerif , Tirmizî)



يَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ

Ya’lemu hâinetel a’yuni ve mâ tuhfîs sudûr.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin sinelerin gizlediği şeyleri bilir.

Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 19. ayet

Tasavvufta Letaifler "Chakra - Enerji Merkezleri"

Letaif :
Arapça Latife'nin çoğulu. Latifeler anlamına gelir.

Latif :
ince, ve görülemeyecek kadar ince ve saf demek, hani biz oksijen atomlarinin taneciklerini gözle görebiliyormuyuz, görmiyoz ,ozaman oksijen bir latif cisim ve varlik, yine bedenimizdeki hücrelerin boyunu mikroskopla bakmdan göremiyoruz, hücre o kadar latif ki, biz onu ayirt edemiyoruz.

Gizli, sırlı ve iç bünyede saklı cevherler olan Letâif, baş gözüyle görülmezler, ancak gördükleri vazifelerden varlıkları anlaşılır. İnsanın aslı bunlardır. Bu cevherler mümin-kafir her insanda mevcuttur. Kâmil mürşidler bu cevherleri ilim, tecrübe ve müşahede ile tanıyıp yerlerini ve görevlerini tespit etmişlerdir.

Latife, Kur'an-ı Kerim kaynaklı insanın psikospiritüel duyuüstü melekelerinden her biridir. Geleneksel Çin tıbbındaki akupunktur meridyenlerini ve Chakraları andırır.

İnsan on latifeden (letaif-i aşara) meydana gelmiştir:

-Kalp,

-Ruh,

-Sır,

-Hafi,

-Ahfa;

-Nefs,

-Ateş, Hava, Su ve Toprak..

Bunlardan ilk beşi (letaif-i hamse) âlem-i emirden, son beşi de âlem-i halktandır. Bunlardan ilk altısına letaif-i sitte (altı latife), son dördüne cesed veya dört unsur (anasır-ı erbaa) adı da verilir. Letaif-i sitte ve cesede toplu olarak letaif-i seb'a (yedi latife) de denir.

1. Kalb, Makami sol memenin dört parmak altındadır. İlahi huzur ve tecelliyat mahâllidir. Yeri Yürekdedir, Gezegeni Güneşimizdir Peygemberi Muhammed

2. Ruh, Makami sağ memenin dört parmak altındadır. İlahi aşk ve muhabbet mahâllidir. Yeri Akcigerler Gezegeni Güneşimizin Eşi olan YILDIZ Peygamberi isa

3. Sır, Makami sol memenin iki parmak üstündedir. İlahi marifet mahâllidir. Yeri böbreklerdir Gezegeni Neptün Peygamberi Nuh

4. Hafi, Makami sağ memenin iki parmak üstündedir. ilahi tecelli ve nurlar içinde kaybolma mahallidir. Buna istiğrak denir.Yeri Karaciger Gezegeni KIZIL Gezegen Peygamberi Hz ibrahim

5. Ahfa, Makami göğüs kafesinin üst ucundan yani gırtlak çukurundan iki parmak kadar aşağıdır. İlâhî sır mahallidir. Gizli ilimler ve tecelliler merkezidir. Burada elde edilen duruma izmihlal denir. Yeri Girtlak cukurdnaki Hormon Kelebegi, Gezegeni Merkür sahibi Mehdi Aleyhisselam

6. Nefs-i natıka (külli) latifesinin yeri iki kaşın ortasıdır.Yeri Midededir ve Gezegeni Dünya Peygamberi Adem ve Havva

7. Nefs-i Külli ( Tüm Beden ) : Sultani Zikir Makamı.

8. Akli Kül , Beyini temsil eder Cebrailin ve, ilham ve vahyin makamidir Nuru Beyazdir Süt Beyaz

 Bu letâiflerin nurlarına gelince: Latîfe-i kalbin Ziyasi sarı ve nuru yeşildir,
Latîfe-i ruhun nuru Renksiz oksijen ve karabondioksit siyah yada duman rengi gri,
Latîfe-i sırrın nuru Mavi - deniz ve okyanus rengi,
Latîfe-i hafînin nuru Kirmizi kan ve ateş,
Latîfe-i ahfânın Ziyasi Turuncudur nuru kar beyaz süt beyaz. Yani mehdinin güneşinin rengi turuncu kamerinin yani ay inin rengi süt beyaz

Allah Teala insanın cesedini yaratmış ve diğer latifeleri bedendeki yerleriyle irtibatlandırmıştır.

Seyr u Sulûk ve Letaif

Seyr u sulûk sırasında âlem-i emirden olan beş latife imkân dairesi, velayet-i sugra ve velayet-i kübranın ilk kısmı olan akrebiyyet dairesi'nde; nefs velayet-i kübranın iki, üç ve dördüncü kısımları olan muhabbet daireleri'nde; ateş, hava ve su unsurları (anasır-ı selase, üç unsur) velayet-i ulya'da, toprak unsuru ise kemalat-ı nübüvvet'te muamele görür. On latife, tasfiye ve tezkiyelerinden sonra bir araya toplanırlar ve hey'et-i vahdaniyye ismini alırlar. Kemalat-ı risalet mertebesinden itibaren seyr u sulûkun sonuna kadar feyzin geldiği yer hey'et-i vahdaniyye'dir.

Nefs

Nefsin yedi mertebesi vardır: Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Raziyye, Marziyye, Safiyye (Kamile)... Nakşibendî tarikatında nefsin mertebeleri icmalî olarak nefs-i emmare ve nefs-i mutmainne biçiminde ele alınır. Nefsin itminana ermesi velayet-i kübra'da, Rıza makamı'nın elde edilmesiyle olur. Nefs-i emmare sahibinde akıl, akl-ı meaş iken, nefs-i mutmainne'de akl-ı mead olur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır ki, o et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzalar sağlam olur. Eğer o fasid olursa bütün cesedi bozulur. O et parçası kalptir.”

( Hadis-i Şerif, Buhari)

Kalb bütün latifelerin merkezi olup "Ruh"un sarayıdır. Ruh kalbde egemen olunca, bedeni "Ruh"un emirlerine göre yönetir; ruh vasıtasıyla aldığı ilâhi feyiz ve terbiyeyi bedenin bütün işlerine yansıtır. Kalbde yakîn nûru parlamaya başlayınca dünya hayatı fâni ve değersiz görünür. Çünkü kalb, marifetullah nûrunun parlayacağı yegâne mahaldir ki, iman güneşi o burçtan doğar. Bütün ilâhi sırlar orada gizlidir. Kalbde o hakiki, lâhutî güneşin doğmasıyla bu yüksek tecellinin nurlu eserleri insanın bütün azalarında zâhir olur. O zaman kulluk vazifelerini; derin ve derûni bir zevk ve neş’e içinde seve seve îfa eder.

ZİKİR VE LETAİFLER ÇAKRALAR


Zikrin nuru ilk olarak kalbe, sonraları diğer letaife sirayet eder. Zikre devam edildiğinde kalpten Allah’ın sevmediği ve razı olmadığı düşünceler silinip gider. Zikir kalbe iyice yerleşince her hâlde zikretme hâline geçer, böylece gaflet yok olur. Zikir sayesinde insanın sıfatları değişir, insanda Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu ahlak ve sıfatlar oluşur.

SU ELEMENTi

Vücudumuzun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir.
Çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.

Vücuttaki su unsurunun nefsin kötü sıfatlarından birisi olan nifak özelliği ile irtibatlıdır. Suda, bulunduğu kabın şeklini ve rengini alma özelliği ve bulunduğu şartlara göre değişme sıfatı vardır. Bu sıfat, insana münafıklık olarak yansır ve iki yüzlülük meydana gelir. Ancak bu sıfat, mürşid-i kâmilin terbiye, himmet ve tasarrufu ile alçakgönüllü olmaya dönüşür. Kalbden nifak ve yalancılık gider, yerini samimiyet ve mertlik alır. ve eger kemal bulursa safiyet saf su, renksiz kokusuz tadsiz temiz ve temizleyici, nurlandirici,

ATEŞ UNSURU
Kötü hali hiddet ve celali temsil eder, kemal hali erginlik ve pişmişligi temsil eder

Ateş unsurundan kaynaklanan zulüm ve hiddet sıfatı, İslam’ın emir ve hükümleri karşısında gayret, ince davranma ve rahmani taraftarlığa dönüşür.

HAVA UNSURU

onsuz olunmaycagini bilmekdir yani ruhsuz canlilik olmaz, iyi ruh veya kötü ruh, oksijen ve karbondioksitsiz, yani onlarsiz olunmaz demekdir.

Hava unsurundan ileri gelen kibir ve üstünlük taslama sıfat, izzet, vakar ve heybete dönüşür. cibilliyat olrak ucanlari temsil eder iyi veya kötü olabilirler

TOPRAK ve ELEMENTLER

Nefsi natikayi temsil eder, ve insani ve vücudunu meydana getiren bütün yedigi elementler ve icdigi minareller toprak demekdir

Toprak unsurundan kaynaklanan tembellik, uyuşukluk gibi durumlar, sabır ve itidal sıfatına dönüşür. ve rengi nurunun rengi ten renkleridir bugday tenli sari benizli kirmizi benizli toprka cinsleri gibi, killi toprak, humuslu kara toprak, kahvrengi humuslu, kirecli beyaz, kumlu toprak, demirli toprak granit mavi veya maviye yakin gri toprak yada kaya taş........., sari kayrak cay taşi, druma göre ya cok ser olmsi gerkir kemeilnde yada yumuşak humuslu gibi yada granit gibi yada demir özü gibi keml bulur yine bakir olur yine altin olur.

İnsan küçük bir alem olup, büyük alemin nümunelerini taşıyor. Buna göre ruhun, sırrın, hafinin, ahfanın asılları büyük alemde nedir? Yani hafi, ahfa, sır latifeleri büyük alemde neyi temsil eder?

Alem ikiye ayrılır:

1. Alem-i halk, 2. Alem-i emir.

Alem-i halk; bütün yaratılan şeyler ve masiva dediğimiz, kainat ve mahlukattır.

Alem-i emir ise; zat, sıfat, isim ve şuunat-ı ilahiyedir.

İnsan; kainatın ve kainatta tecelli eden alem-i emirin özü ve özetidir. Yani insan-ı kamil, Hem alem-i emr’in, hem de alem-i halkın özü ve numunesidir. Alem-i emr’in ve alem-i halk’ın asıllarının ve külliyatının, gölgeleri ve numuneleri alem-i asgar olan insanda dahi mevcuttur.

İşte tasavvufta ve literatürde; beş cevher diye isimlendirilen kalp, ruh, sır, hafa ve ahfa’nın asılları, kainat ve emr aleminde olduğu gibi; gölgeleri ve numuneleri de, insanda ve mahiyetinde mevcuttur.

Burada "asıllar" deyince emir alemindeki vücutlar, "gölgeler ve nümuneler" deyince, mahlukattaki tecelliyat ve vücutlar anlaşılmalıdır.

1. Kalp: (Güneşi Temsil eder) Alem-i halk’tan, Hz Muhammede ve kainatta onunla alakalı makamlara, mekanlara ve boyutlara işaret eder. Alem-i emr’den ise, Hz Muhammed (a.s) mahiyetine ve hakikatine bakar.


2. Ruh: (Hava Akcigerleri Temsil eder) Alem-i ervahın numunesidir. Alem-i halk itibariyle Hz isa (a.s.)’ın varlığına, makamına, mekanına ve kainatla münasebetine bakar, bir cevherdir. Alem-i emr itibariyle de, Hz isa (a.s.)’in mahiyetine ve hakikatine bakar.

3. Sır : (Su ve Böbrekleri Temsil eder) Alem-i ervahın numunesidir. Alem-i halk itibariyle Hz Nuh (a.s.)’ın varlığına, makamına, mekanına ve kainatla münasebetine bakar, bir cevherdir. Alem-i emr itibariyle de, Hz Nuh (a.s.)’in mahiyetine ve hakikatine bakar.

4. Hafi: (Kan ve Ateşi Temsil eder Vücuta ise Karacigeri Temsil eder) Alem-i ervahın numunesidir. Alem-i halk itibariyle Hz İbrahim (a.s.)’ın varlığına, makamına, mekanına ve kainatla münasebetine bakar, bir cevherdir. Alem-i emr itibariyle de, Hz İbrahim (a.s.)’in mahiyetine ve hakikatine bakar.

5. Ahfa: (Hormonlari ve duygulari Temsil eder yani quantum bilgisi ve Paracaciklar Salgilar Dalak ve Hormon Kelebegi Beka Billah) Alem-i ervahın numunesidir. Alem-i halk itibariyle Hz Mehdi (a.s.)’ın varlığına, makamına, mekanına ve kainatla münasebetine bakar, bir cevherdir. Alem-i emr itibariyle de, Hz Mehdi (a.s.)’in mahiyetine ve hakikatine bakar. Ahfa Yani gizlenilen saklanilan korunan demekdir. ve bugün quantum bilgisinin keşfedilmiş olma senbebi vakit onun vakti oldugu icin. onun bilgisi inkişaf etmekde parcacik bilgisi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz....."

( Hadis-i Şerif )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Müminin ruhu, cennet ağacına konup beslenecek olan bir kuştur. Allah o kulunu diriltinceye kadar ruhu orada bekler."

( Hadis-i Şerif, Mâlik)

Enes radıyallahu anh dan

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden, kıyamet gününde bana şefaat etmesini rica ettim.
"Yaparım inşaallah!" buyurdu.
"Peki seni nerede arayayım?"
"Beni ilk arayacağın yer Sırattır."
"Seni orada bulamazsam?"
"Beni Mizanın yanında ara!"
"Seni Mizanın yanında da bulamazsam?"
"Beni Havzın yanında ara! Bu üç yerden şaşmam" buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Tirmizî. )

"Cennet, birinize ayakkabısının bağından daha yakındır. Cehennem de öyle."

İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Cennette, her bir derecenin arası gökle yer arası kadar olan, tam yüz derece vardır. Firdevs bunların en üst derecesidir ki, dört nehir oradan fışkırıp akar. Arş ise onun üstündedir.Allahtan istekte bulunduğunuz zaman, Firdevs cennetini dileyin!"

Ubâde radıyallahu anh. Tirmizî.

Muhyiddini Arabi nin Vahdet-i Vücûd anlayışına göre


“- Hakikat budur ki Hâlik, Mahlûktur ve yine Hakikat budur ki Mahlûk, Halik’tir. Bunların hepsi tek bir varlıktandır. Hayır belki O tek varlıktır. Ve yine O, çokluk halinde olan Tek bir varlıklardır.” yani burda, binler parcadan oluşan bir bedenin, tek oluşunun, onun binler parcadan oluşmasi, tek beden, vahid olmasina engel degil demek yani.

“IV Fass : İdris kelimesinde ki Kudsi Hikmet’in özü.”

"Cennetlikler bir tek adamın, Ademin biçiminde olacaklardır."

( Buhârî)

Hadis-i Şerifi Gösteriyorki Zamanin sahibi olan ve, vahdeti vücut makamina cikmiş olan kimsenin bedeni, o hadisde gecen tek vücutu temsil ediyor, ve cennetlikler, o tek bir vücutta vahdet bulacak ve , baştaki yazdigimiz ayettede, yine ayni kimse, ve yine vazmiza ismini veren kimse, yani "Derecesi Arşa kadar ulaşmiş olan Kul" ve yine " رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ " "Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha "yani bu zamanda Hz Mehdi. ve Fakat Kötülerde yine gecenki vaazda yazdigimiz ayetteki, kötülerde yine Deccal aleyhillanin bedeninde Vahdet Bulcak olanlardir, ve iyi ve kötü - siyah ve beyaz - Gece ve gündüz - Yaz ve Kış ying yang






" فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا "

Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyâtîne summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyyâ.

Rabbine andolsun ki biz onları, şeytanları ile beraber haşerdecegiz toplayacağız.

MERYEM Suresi 68

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Cennette, her bir derecenin arası gökle yer arası kadar olan, tam yüz derece vardır. Firdevs bunların en üst derecesidir ki, dört nehir oradan fışkırıp akar. Arş ise onun üstündedir.
Allahtan istekte bulunduğunuz zaman, Firdevs cennetini dileyin!"

Ubâde radıyallahu anh. Tirmizî.

yani işde Cakralarinin tamamini caliştiripda en son kafadaki alninin ortasindaki cakrasi (Nefs Cakrasi insan Cakrasini) caliştiripda Nefsini, nefsi kamil insan oldugunu ispat etmiş olan zat, yani Zamaninimizda Hz Mehdi, ve "Derecesi Arşa kadar ulaşmiş olan Kul"yani kafa cakrasina kadar ulaşmiş KUL. yani AKLI KÜL den haber alan Kul.
 


Hilye-i Şerif Nedir? - Hz.Muhammed ( S.A.V.) 'in Hilye-i Şerifleri
 

  Hilye-i Şerif aslinda hicde öyle internetlerde gezen hadisde yazdigi gibi, peygamberin sireti suretini anlatan yazilar degildir, Hilye demek Muhammedin bedeni aslilerinin, diger bedeni aslilere göre, krokisi, haritasi demekdir. kimler onun ne tarafinda duruyor gösteren harita demekdir. Bunuda Allah, O nun yakin ve uzak komşulari olarak ayarlamiş, ve onun yildizinin, bir nevi burc haritasi demekdir bu. ve fakat her an degişebilen bir harita, hani muhammed hicret ederken, Ebu Bekr efendimiz yanindaydida o anlatiyor :
Bir korku geliyordu bana ve, önden bir gelirde O na zarar verir diye, ve hemen onun önüne geciyordum, biraz gidince, bu sefer başka bir korku peydah oluyordu bende, ve arkdan biri gelirde ona zarar verir diye, ve hemen bu seferde O nun ardina geciyordum, ve onlarin bu iki hareketinden "Talaal Bedru" ilahisi meydana gelmiş.
"Sen güneşsin , Sen kamersin" bir önde muhamed güneş oluyor, birde arkada, ve ebu bekr önde, ebu Bekr güneş olmuş, muhammed ebu bekre ay ve kamer olmuş, yani öyle olunca, bizim yildizimiz, bir konuma gelirki, işde başka bir yildiza ay ve kamer olmuş, sonra birde öne gecer, bütün yildizlari alip döndürten ana yildiz olmuş, "Sen güneşsin , Sen kamersin" ve muhammedin benim AY im dedigi "Sen güneşsin , Sen kamersin"

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Receb Allah'ın ayı; şaban benim ayım, ramazan da ümmetimin ayıdır.

( Hadis-i Şerif , Süyûtî, el-Câmiu's-Sagîr, nr. 4411; Müttakî-i Hindî, Kenzü'l-Um-mâl, nr. 35164.)

ve Dün (29.04.2017) şaban ayinin 1 iydi, yani demekki muhammedin, yani güneşimizin başka bir an güneşe, ebu bekir güneşine kamerlik ettigi, aya geldik , yani şaban ayi ve ebu bekrin önden gittigi ay,

ve işde Hilye Muhammedin burc haritasi demek olur, ve o yapilan en güzel Hilye Tablosunuda "Hattat Mustafa Rakim Efendi" yapmiş ve bu alltaki güzel harita

 Herkesin bir Hilyesi vardir, ve herkesinki kendine göre farklidir, ve biz buna Raşidi Tarikatinda " Silsileyi Üla "yi ve "Silsileyi Melaeyi" Tespit Etmek diyoruz 

Silsileyi Üla Nedir ? “Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ne Yapılır?


“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.

Silsileyi Melae Nedir ? “Silsileyi Melae” yi Tespit Etmek icin Ne Yapılır?

Silsileyi Melae Bizim Hangi Melegin soyundan oldugumuzu gösterir (Cibilliyatimzin ne oldgunun tespit icin) ve Evimizin saga sola arkaya öne dogru "Cebrail,Mikail,israfil ve Azaril isimli ve birde ( Azrail,veya Zara Azra isimli veyada Zarar veren mahluklar zarail) aranir.ve bunlar bizim hormon kelebegimizin nasil durdugunu gösterir, yani biz mehdinin sagindami solundamiyiz yine belli eder, yani bunu bulmak icin mehdinin kelebegi ile kendi kelebegeni karşilaştirinca belli olur, sen onun sagindami solundamisin arkasi veya önündemi.
ve bizim evimizin önüne dogru dönünce sagimizda Mikail, solumuzda israfil, önümüzde Cebrail, ardimizdada Azrail, vardir. önümüzde Hz Hasan Hz osman ve Hz Hacer, ardimizda Hz Süleyman ve Hz Yunus Hz Hüseyin, sagimizda yine Hz ibrahim ve ismail,........ kainat devamli döndügü icin bunlar yine degişkendir, sadece dogum haritasi sabittir, oda insanin dogdugu köy şehir kasaba ve mahellede ve evde bunlar araninca dogum haritasi tespit edilir. bizim silsileyi üla mizda yine dogum haritamiz olmalidir.


 

وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الأَمْوَالِ وَالأَوْلادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُورًا

Vestefziz menisteta’te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve şârikhum fîl emvâli vel evlâdi vaıdhum, ve mâ yaiduhumuş şeytânu illâ gurûrâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun.” Hâlbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 64. ayet


 

فَاتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَن مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا قَالَتْ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا قَالَ كَذَلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَلِنَجْعَلَهُ آيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِّنَّا وَكَانَ أَمْرًا مَّقْضِيًّا

Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ. Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte takıyyâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Meryem onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam insan şeklinde göründü.. Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
Ruh dedi “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana akilli bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. (Hz. Meryem dedi ki): “Bana bir beşer dokunmamış (olduğuna göre) benim nasıl bir oğlum olabilir? Ve ben, azgın (iffetsiz) olmadım.” (Ruh’ûl Kudüs): “İşte böyle” dedi. Senin Rabbin: “O, Bana kolaydır ve onu, insanlara bir âyet (mucize) ve Bizden bir rahmet kılacağız.” buyurdu. Ve emir kaza edilmiştir (yerine getirilmiştir).

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 17.den 21. ayete kadar

ve eger bu ikiside melek sifatindalar ise, o zaman melekler cocuk yapmaz, evlenmez kurali yanliş, ve alaman kizlari ve avrupalilar mavi gözlü, ve münker nekirde mavi gözlülermiş, öyle olunca işde alaman IRKI münker ve nekirden üretme IRK oluyor, yine avrupann bazi yerlerindeki kimsler mavi gözlü sari sacli kimseler, hani zikirimzdeki Mühammeten ayeti varya yani mansi onlar yemyeşlillerdir, bu mavi gözlülerde avatar filimdeki gibi masmavi olnlar grubu onlarda masmavilerdir yani hani cizgi filimleri bile varya
Mavi Cüceler - Şirinler

yine isa ve mehdide cebrailin soyundan, olanlar, o ise siyah veya kahvrengi koyu yesil renkli gözlü yani köpek cinsi gözlü, ve yine reptiller yani yani azazilin soyu ise, onlarda yeşile yakin gözlüler müdhammeten olanlar yemyeşildir ayetinde dendigii gibi ,gözleride yeşil olanlar, yani reptiller, azazil soyu, yilan soyu, ve öyle olunca bazilari, mikail soyu, yine avrupada cocuklarina michael ve kizlarada Michaela konulur, yani öyle olunca onlarda mikail soyundan olanlar, yani sivrisinek, yine rafael ve rafaella konurki ,onlarda israfil soyundan, yani horuz ve tavuk cibilliyatlilar, yine gabriel ve Gabriele konulurki, köpek ve kurt cibilliyatlilar, onlarda işde cebrail soyundan olanlar, ve öyle olunca, avrupalilarin silsileyi ülayi tespitlerinde, birde melek soyundan olmalari sebebiyle işde etraflarinda sag kol komşularinda baba tarafindan o melege bagli, sol koldanda, hangisi varsa ona, anne tarafina bagli demek olur, cebrail mikail ve israfil aranir yani, azrail ve zara lardar azrail soyundan, zara veya zarail, yani öyle olunca kimler hangi soydan ise, onlar o soya silsilei melea sinada veya ülasindaa fatiha kulhu ismarlar. bizim zikirimzdeki mikailde ondan, bize en yakin komşu melek mikail var, ondan biz zikirimizde en sonda mikaile okuruz, ve sizlrde bize tabi olunca, önce bizim okudugumuza okuycaksinizki, bizim adimimizi takib edebilesiniz, ve bizim türkiyedede cebrail ve mikail isimliler vardir bazi yerlerde, işde en yakin mikail ve cebrail komşusu olanlar, ve bu en uzaga kadar aranir, nerede varsa o isim, ordan o kola bagli demek olur, onlar yine o soydan olanlar demek. yani meleklerde ürermiş, ve anonakilerden bahsedilirken yari tanri olanar deniyor, işde meleklerin ilk birleştikleri, meryem gibi isa gibi yari tarni gibi olanlar, o yüzden isa yi rab edinirler hiriistiyanlar , amma sebebini bilmezlerdi, biz şimdi anlatmiş oluyoruz yani, yani melek soyu, kutsal ruh cebrail soyundan, yine amine annemize bir melek ve kutsal ruh geldi, sana bir oglan verildi dedi, senin oglun gibi kadri yok cihanda denildi, yani onada yine bir ruh koyan var, ve oda yine bir melek soyundan üretilen özel sistem yani ,yari tanri gibi anonakilerinki gibi, yani yari tanirdan kasit yari melek yari insan yani.

----------------

Bir adamin sictigi poha varinca araştirilirsa, melek gibi olan adamin bile, elbet bir hatasi bulunur, ve ben niye sen gibi şu gibi bu gibi olmak zorunda olayim, Ben ve BENLIK, ve benim zatim demek, benim hoşuma giden şeylerin toplandigi beden demek. cünkü ben karpuz seviyorsam, benim evde, her yaz karpuz yenir degilmi, dometes seviorsam dometes, altin seviyorsam altin, o zaman yine para ise para, yani kadin ise kadin, öyle olunca, ben benim zaaflarimdan meydana geldim demekdir. ve mesala dometiside seviyonda, amma en cok kirazi seviyon gibi, birde zaafmiz vardir. hani camizin camuru görünce yatmasi gibi yani, işde kiraz seven onu görünce dayanamaz yine kadin seven, kari kiz seven, güzel bir kadin görünce, hemen onunla yativermek, sevişmek ister degilmi? para seven, para görünce, para gelcek yere dayanamaz degilmi? ve bizler zaaflarimizla dikenelerimizle var olanlariz, öyleyse hatasiz kul arama, ve gül seviyorsan dikeninide sev, dikenine razi gelmeyen gül yetiştirip de gül koklayamaz, ve incitme, gülü koparipda dikeninide aglatma, yahut dikenini yolupda gülü aglatma, incitme, ona zarar verme.

şefaat meselesi

Enes radıyallahu anh dan

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden, kıyamet gününde bana şefaat etmesini rica ettim.
"Yaparım inşaallah!" buyurdu.
"Peki seni nerede arayayım?"
"Beni ilk arayacağın yer Sırattır."
"Seni orada bulamazsam?"
"Beni Mizanın yanında ara!"
"Seni Mizanın yanında da bulamazsam?"
"Beni Havzın yanında ara! Bu üç yerden şaşmam" buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Tirmizî. )

Temsili misal ile : ve sen seyri sülükunu tamam edip özüne erdin,ve peynir oldun mesela, ve bir bedene ve cennete dogru yol alacaksin, amma yolda nice dikenler engeller var degilmiß seni (Peyniri) aldilar geldiler sofraya koydular, ve sofradan birisi aldi bicagi kesecek seni dilim dilim, sana burada kim yardim edipde kesme onu diyecek, ve sen da hi bagir, istedigin kadar, avazin cikdigi kadar bagir, duyarmi seni, o acikmiş olan sofrave kahvalti sahipleri, seni keser gecer, o yetmez, dilimi birde böler, sonra alir eline, agzina götürür diş denen carklarin arasinda, seni ligme ligme eder, kim kurtaracak burda seni onun elinden degilmi? ve bu o nun seni ligme ligme etmesi, sana rahmet, cünkü sen az sonra muradina ercen, cennete gircen, amma daha zor işin, cehennemin türlü türlü işkencelerini tadacan, ve en sonunda vücutta eger kayde deger bir lokma görülürsen, erkekse seni o yiyen, belki dahada erip, onun huseyesinde toplancak olan meninin, insan tohumunun parcasi olacan, sonra ise, ve eger tuvalete gitmezsen, poh yoluna ölüp gitmezsen, ve yarişi kazanabilirsen, ve o insan evli veya, bir kadini var ise, ve cocuk yapacak ise, sende gayret edip, bütün meni parcalari kuvvetlice yumurtaya varip, kapiyi calabilirsen, ve yumurtada sana, seni taniyip kapiyi acarsa, ve o nda bir cocuk olma şerefine erersen, işde cennete erdin, amma nice cile işkence dolu cehennemin türlü türlü belalarini tada tada varacan, ve burda işde şefaat, sana yol gösteren demekdir, ve yol gösteren harita muhammed haritasi, ve muhammede inen şerita ve helal haram, yasak ve serbest, olanlara dikkat etmen ile, senin bedeni aslindeki yolculugun, bir yildiz olarak dogmana kadar gidecekdir, işde yildiz olabilmek icin insani kamil yani "NEFSi iSPAT" nefisini ispat etmiş demek, insan olacak bütün bilgileri ögrenmiş ve bilmiş, ve onu ögrenip, kaş olacak, kulak olacak, göz olacak olanlarla bir araya gelip, insan tohumu meniden yola cikip, hatta bir inegin yedigi ot iken, ordan yola cikip taaaa insan tohumu olup, sonrada anneden cocuk olarak dünyaya gelmeye kdar gecen serüvene "seyri sülük" denilir, ve bu serüvdende senin , meninin icindeki o insan olmak icin, yarişi kazancak olan tohuma yol gösteren, işde muhammedin şeriatina uyman ile olan olcakdir. ve bunlar senin en son arşa kadar cikman gerektigini yani, mirac etmen gerektigini belli eder, ve arş ise, en tepe nokta demekdir, ve orda insanin başi olcak olan hücreler demekdir, en kamil olan hücre, dogacak bebegin beynini oluşturcak olan AKIL hücrelerini temsil eder, ondan sonraki kemal dereceleri raziye marziye makmalari, işde el kol ayak böbrek dlak gibi diger hücreler yani.


İmam Ahmed, Abdullah b. Amr b. As (r.a)'ın şöyle dediğini bildirdi: “Peygamber (s.a.v.) bir gün sanki bize veda edecekmiş gibi konuşma yaptı, üç defa şöyle dedi: “Ben Ummî Peygamber Muhammed'im” sonra şöyle dedi: “Benden sonra Peygamber yoktur, bana sözün en güzeli en özü ve en hikmetlisi verildi. Bana Cehennem bekçilerinin ve arşı taşıyanların sayısı bildirildi.”

---------------

“Yahudiler, “Peygamberiniz Cehennem ehlinin sayısını biliyor mu?” dediler”

“Onlar ne cevap verdiler?”

“Bilmiyoruz ancak Peygamberimize sormamız gerekir” dediler.

Peygamberimize soruyu sordular ve Rasûlullah :

bir seferinde on, ikinci seferde ise dokuz parmağını kaldırdı.“Şöyle şöyledir dedi” 


 

سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ

Se ned’uz zebâniyeh

Biz de yakında zebanileri çağıracağız.

ALAK Suresi 18. ayet



خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ إِلَى سَوَاء الْجَحِيمِ ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ

Huzûhu fa’tilûhu ilâ sevâil cahîm. Summe subbû fevka ra’sihî min azâbil hamîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin. Sonra başının üstüne azap olarak kaynar su dökün. (mesela yumurta patetes haşlamasi yapmak gibi)

DUHAN Suresi 47. 48. ayet


صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ

Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn

Onlar(Zebaniler) sağırdi, dilsizdir ve kördürler. Artık onlar görevlerinden de geri dönmezler.

BAKARA Suresi 18. ayet

Peyniri kesmek icin gelen bicak gibi, o peynirin sesini ve bagirişmasini duymaz ve dinlemez, efendisi : peyniri kesmesi icin, onu göreve cagirinca, artik o görevindenden dönmez, peyniiri keser. yine bugdayi degmene dökünce, degmenci ve degmen taşi, bugdayin sesini duymaz, onu degmenin ezip un etmesine engel olacak yokdur, yine degmen taşida görevinden dönmez ,onu un gibi ezip ufalar, vicciragini cikarir.


Rabbim, mehdi askerine, zikirimiz ile bütün cakralarini acip, taa arşa, yani insan bedenindeke kafadaki "nefs-insan" olma cakrasini caliştircak kadar gayret versin, ve ordanda nefsini bilip bir anneden dogabilcek saafiyet ve uhrevi boyuta kadar ermek nasip etsin, ve insani kamil, yani tam takim, yani gözü kulagi ayagi eksiksiz bir cocuk olarak saglikli bir bebe olarak dogmak yolculugunda nefsini kemale erdirmeyi nasip etsin.



--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--




Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec




Buraya TIKLA Dinle Veya Sag TIKLA indir dinle






KAYNAK :
Raşidi Tariqatı
http://tarikati.rasittunca.com


---------------
ETiKETLER :
Raşidi Tariqatında, Letaifler, Çakra Merkezleri,Kalp Çakrası,Ruh Çakrası,SIR Çakrası,Hafi Çakrası,Hafa Çakrası,Ahfa Çakrası,Nefs Çakrası,Akli Kül,Çakraların Renkleri,Çakraların Nurlari,böbrek Çakrasi,akciger Çakrasi,karaciger Çakrasi,mide Çakrasi,beyin Çakrasi,

Raşidi Tariqatında Sarık Varmıdır ?

Raşidi Tariqatında Sarık Varmıdır

Raşidi Tariqatında Sarık Varmıdır ?

Evet Vardır, iki çeşit sarık vardır .


1-Turuncu sarık

2 -Beyaz sarık

Tarikat Mensupları, Tarikatın pirinden sarık dersi, almadan kullanmamalidir.
Ne zaman? Hangi sarık? ne için Takılır öğrenmiş ve ders almış sofiler takabilir.

 

 

 

 Etiketler : Raşidi Tariqatında, Sarık Varmıdır ?, Turuncu sarık,Beyaz sarık,Tarikat Mensupları, Tarikatın pirinden sarık dersi, almadan kullanmamalidir,Ne zaman? ,Hangi sarık? ,ne için Takılır, öğrenmiş , ve ders almış sofiler ,takabilir,

Raşidi Tariqatında Zikir ve Virdlerin Tesbihatindaki Tesbih Yönlerinin Sebebi ve Hikmetleri

Tesbih Yönlerinin Sebebi

Raşidi Tariqatında Zikir ve Virdlerin Tesbihatindaki Tesbih Yönlerinin Sebebi ve Hikmetleri

Zikir bir frekansdir, frekans ise elektrik demekdir. ve elektrik de motor larin bazisi, saga dogru döner, bazisi ile sola dogru döner, ve o yüzden ters yöne dönmesi icin, motrorun kutup başlarinin ters takilmasi lazim gelir, o yüzden işde bizim zikrederken kullandigimizi aracimiz olan tesbihin bir yönü vardir, ve sagi ve solu vardir, alt resimdeki gösterildigi üzre. ve saatlerdeki cark sisteminde alt bir carkdan sonra, üst bir cark gelir, alt cark saga dönerken, onun üstündeki sola dogru döner, ve ondan sonrakini saga döndürmek icin, ortadikinin ters dönmesi gerekir, ve bizler mevsim tarikati oldugumuz icin semadaki gezegen carklarani deveran ettiririz, ve o yüzden dünya sagdan sola dönerken, venüs soldan saga döner, yani carkin işlemesi ve bu deveranin dönmesi icin şart olandir, ve bu yeni versiyonumuzda hangi zikirin tesbihde, hangi yönde deveran ettirilcegini bir nebze bildirdik ve bakip ona göre deveran ederek cekiniz. hataen yanliş yapmakda beis yokdur. bir gün iyice ögrenip hatasiz cekesiye gayret ediniz, ve ki görev size verilince hata yapmayasiniz yani.
KISA elektrik Bilgisi : İletken maddelerdeki elektrik akımını oluşturan hareketli yüklü parçacıklara yük taşıyıcıları denir. Elektrik devrelerindeki telleri ve diğer iletkenleri oluşturan metallerde, pozitif yüklü atom çekirdeği sabit bir konumda tutulur ama negatif yüklü elektronlar hareket edebilecek kadar özgürdür. Böylelikle metaller kendi yüklerinin bir konumdan diğer bir konuma taşınmasına izin verirler. Diğer maddelerde, özellikle yarı iletkenlerde, taşınan yükler pozitif ya da negatif yükler olabilir. Hangi maddenin elektrik akımında taşınacağını belirleyen şey kullanılan diğer katkı maddelerdir. Pozitif ve negatif yük taşıyıcıları bazen eş zamanlı olarak da bulunabilir. Bu olay elektrokimyasal pilde gerçekleşebilmektedir.

Pozitif yüklerin akışı aynı elektrik akımını verir. Elektrik akımına zıt yönde hareket eden elektronların akışı gibi aynı etkiye sahiptir. Akım, pozitif ya da negatif yüklerin akışı ile oluşturulabilir. Bundan dolayı akım yönünün neresi olacağına dair kural, yük taşıyıcıların pozitif ve negatif olmasından bağımsızdır. Akımın yönü keyfi olarak tanımlanmıştır ve bu yön pozitif yüklerin hareket yönüyle aynıdır.

Bu kuralın geleneksel bir sonucu vardır. Metal tellerde ve elektrik devrelerindeki diğer kısımlarda yük taşıyıcıları elektronlar olduğu için, bir elektrik devresindeki yük akışı daha önce geleneksel olarak belirlenmiş elektrik akımının yönünün tersidir. Bu yüzden elekrik ilk keşfedildiginde Elektrik akiminin yönü daha sonraki keşfedilen yön ile ZITTIR. o yüzden kuranda nesh ayetleri vardir ve aynen önceki yasayi sonraki yasanin iptal etmesi gibi ve bu günden itibaren zikirimizde ki zikir Yönü, yeni haliyle update edilmişdir ve artik herkes bu haliyle ceksin.


HiZBÜL KEBiR
TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : BURADAN iTiBAREN SOLDAN SAĞA

SEBEBi Yaratilandan Yaratana dogru niyaz onun icin

5. Felak Suresi (17 Defa)
TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA ORTADAKi iLK 17 Li KADRAN iLE

6.Nas Suresi (17 Defa)

TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA ORTADAKi iKiNCi 17 Li KADRAN iLE

7. Ayetel Kürsi (17 Defa)TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA ORTADAKi iLK 17 Li KADRAN iLE

8. La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym. (17 Defa)TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA ORTADAKi iKiNCi 17 Li KADRAN iLE


SEBEBi Sagadan sola cünkü bizler zahir olnlariz onlar ise zahir degiller onlar ile bizler zIt kutuplariz ve öyle olunca SUIFIR noktasi tesbihin ortasi ve bizler bir tarafinda onlar bir tarafdinda kileriz yani.


9,1. Rabbic’alni mukimessalati.....

9,2. Ülaikellezine....

9,3. Ellezîne yu’minûne bil gaybi.....
9. Rabbenâ âtinâ min.....

10_1. Ellezîne yezkurûnallâhe......

10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ

TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA 10 LU KADRANA KADAR GiDiP GELEREK


SEBEBi hepsinde yaratandan bir istek yapiyoruz ve yaradanin bizde onlari var kilmasini istiyoruz ve öyle olunca yaradandan yaratilana dogru bir akim ve enerji ve yardim.

“Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh“ TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi Günahdan sevaba kirden temizlenmye dogru kötüden iyiye dogru bir enerji akisi


istiaze Duası El Evvel TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi Cünkü bütün kötü kimliklerden yaradana siginiyoruz, yani kötüden iyiye, ve zayif olandan hakim ve kuvetli olana dogru bir siginis ve enerji akimi.


17. Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve
şifâen min külli dâin. TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi Cünkü bütün kötümuzuratdan yaradana siginiyoruz, yani kötüden iyiye, hastalikdan sagliga ve zayif olandan hakim ve kuvetli olana dogru bir siginis ve enerji akimi.


19. Salavati Kebire (1 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi cünkü onlar en iyi olanlar bizler ise sonarkilriz ve onlara dogru onlar gibi olmaya dogru bir enerji akimi ve istek ve dua ve yönelis

20. Salavati Kasr (9 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi Bu salkavat ise dünyada gezen ibrahimlere gezen muhammedlere gezen isalara canli olup o hakikinin parcasi olan paracik olnlara yani o yüzden ve biz sag canli olandan canlilardan soldaki bekadaki bütünlerimize dogru enerji akimi


31. VEDFEA DUASI (Def eyle Duasi) (Günde 1 Defa)
TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA

SEBEBi Cünkü bütün kötü muzuratdan kötü kimliklerden yaradana siginiyoruz, yani kötüden iyiye, hastalikdan sagliga ve zayif olandan hakim ve kuvetli olana dogru bir siginis ve enerji akimi.


31_2. “Allahümme Ente Rabbi La ilahe illa ente halakteni TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi Rabbimizden kullarina abdlerine dogru bir enerji istiyoruz yani gercek hay ve diri olan sagdan Rabden, sola abde dogru.


32. den 53._1 e kadraki esmalar SOLDAN SAĞA


SEBEBi Kemalata dogru bir enerji akimi yani soldan saga

53._1 „Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.“ (3 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA
54._2 „Bismillahillezi lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.“ (3 Defa)TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi Rabbimizden bize dogru bir kalkan ve koruma enerjisi akimi


Rahman suresinden ayetler TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi

cünkü kurandaki yerleri sagdan sola dogru zaten


55. "Sübhanallahi velhamdü lillahi TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi Bu duayi bir hadisidne muhamed ayşe annemize yatmadan okumasini tavsiye ederken bunun kabeyi tavaf etmek gibi oldgunu söylemiş Kabe ise Sagdan sola dogru tavaf edilir ve o yüzden

55. “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi Rabbin gölgeilik onun rabligine şeriklik edenleri yakip yikici yok edici kuvesi sagdan sola dogru


56 . ihlas Suresi (10 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA

57 . Fatiha Suresi (10 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA


SEBEBi kurandaki haliyle sagdan sola

58. "Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah." (33 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi
cünkü kulundan Rabbina dogru sevgi cümleleri akişını temsil eden eenrjinin akimi

59. „Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ..SAĞDAN SOLA


SEBEBi cünkü sünnet olan sag ile girlir sol ile cikilir

62. „Allahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü SOLDAN SAĞA DEVAM EDEREKDEN


SEBEBi Allanin rizki yoklukdan varliga dogru akmakdan yine gece yani sol gündüze dogru akmakda ..... ölüden diriye SOLDAN SAĞA DEVAM EDEREKDEN AKMAKDA

77. "Allâhumme salli 78. "Allâhumme barik SAĞDAN SOLA


SEBEBi Bizler dünyadakiler ve sag ve diri olanlariz salavat selam bizden ,muhamed ise bekadaki ve soldaki ahiretteki gölgedeki sola dogru yani



80._a dan 90 kadar BURADAN iTiBAREN TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SAĞDAN SOLA SAG ONLU KADRANI GECiP DEVAM EDEREKDEN

SEBEBi kurandaki haliyle sagdan sola


Tesbihat „Subhanallah“ „Elhamdülillah“ „Allahuekber“ „Estağfirullah“ SOLDAN SAĞA


SEBEBi Kulundan Rabbe dogru hay ve diri olan a dogru yani saga dogru enerji akimi


101 . "Allâhumme salli alâ.....TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA

102. "Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi SOLDAN SAĞA


SEBEBi Bu ikisi Diri ve canli olan muhammede ve diri olan mehdiye dogru


104. Yazları 666 defa „Allah“ zikiri, Kışları 66 defa „Allah” zikri
çekilir. TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA


SEBEBi Rabbe dogru, saga, hay olana dogru dogru


varabilirsen taaa oraya, MAKAMI RIZAYA ve RAZiYEYE, makamin mübarek olsun. dedik, müslümandik, mümin olduk, ince ince en iyilerden olduk, iyilik iyilik gitdik gitdik, dere tepe düz gitdik, eeeeee kuraninda sonu var gülüm, kulhuyu okudun felak nas okudun, kuran bitti, ee daha nereye gitcen gari, yani artik geri dönme zamani gülüm. işde zikirimzde bir yere varirsinki "allahüme salliler" okunur yani orasi zikirimizin tahiyat kismi, ordan öteye sagdan sola gidersin tesbihde, ve sonra taaa "nun" a kadar varirsin. "nun" zikirimiz, ya sukun yani durmak, veya gecmek hareket etmek yeridir, orda artik senin seyri sülükunun sonudur, ya durmayi sececen, madde olcan, tahta olcan, cam olcan, kum olcan, toprak olcan, yada durmakdan gececen, ve hareket edip başa dönecen, başa dönmek icin ise, "euzu bi kelimetillahilerden sonra dedigimiz, "subhanallahi..." zikiri yani kabeyi tavaf var, yani dönmek hareket etmek, hareketi secersen, burda tavaf, sonra Allahdan başka ilah olmadigina iman olan birinci tevhid zikirimiz, ve sonra 10 kulhu, sonra ise fatiha, sondan başa dönme sirri, bu kulhuler fatihalar hepsi sagdan solaydi, kuranin yönündeydi, yani sagdan solaydi, amma ondan sonra ise, kulhu son, ve sondan başa dönmek lazimki, işde kulhuden sonra fatiha okuruz 10 defa, ve sonra ise, o yukari cikiş olan, kuranin başina tirmanmak olan, 33 defa "subhanallahi vebihamdihi, subhanallahil azim ,ve estagfirullah." ile dinlene dinlene yokuşu tirmaniriz. ve bu zikir ise tersinedir, yani sondan başa dönen bir zikirki, yani sagdan sola kadar gittik, ve sagin en sonuna vardik, ve orasi artik sol, ve sonra başa dönmek icin işde bu üclüyü 33 defa cekerekden, bu sefer ise soldan saga dogru hareket ederizki, bitişden sonra başa dönmek hikmetine ermek icin, her bitişden sonra başa dönmek, va baş fatiha ise, senenin sonu da başida isa da biter, hiristiyanlara göre, isa nin dogumu 24 Aralik, yahut evangelistlere göre 27 si, halbuki senenin sonu 31 aralik, ve bize göre isanin dogumu ise 1 ocak yani, isa ve mehdi SIRRI, isa da biter, mehdide, fatihada başlar, bizim isa miz mehdiir, cünkü onlarin isa si hz isa, bizim isa miz ise mehdidir, mehdi isa dan, isa da mehdiden , o na, meryeme isa yi koyan biri var degilmi, o kutsal ruh, işde mehdi, veya diger ismi, musaya bilmediklerini gösteren HIZIR, veya kuranadaki ismi, musa nin sana tabi oalnmi dedigi RAŞiD, ve yine muhammed icin, muhammedn abdühü ve rasuluhu deriz, amma kuranda mehdi icin ise, "katimizdan ona rahmet verdigimiz kulumuz" diye mehdiye atfedilr, yin isra suresinde, yine ona, kulumuzu, abdimizi göstermek icin, mescidi haramdan, mescidi aksaya götürdük diyor, ne icin? " bi abdihi" diyor yani o kulumuzu göstermek icin, kim o kul, yani muhammed, gecmişden gelecege, ona mehdiyi ve vaktini göstemek icin ref etttirildi.

19.SINIF SOFiLERE
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.

Dad Harfinin Mahreci

"Dad"
harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'Muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur, dil sag azilara, veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş

Raşidi Tariqatında Vücud Rabıtası

Raşidi Tariqatında Vücud Rabıtası

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekûllâhe leallekum tuflihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman Edenler Allaha yaklaşmak icin onunla irtibat kurmkada sabirli veya azimli olun yani gayrert edin yani rabita edin irtibat kurun ve bundada gayretli olun hemn olmadi demeyin deneyin ve sabirla denemeye devam edin, bilirseniz kurtuluş ondandir. yani RABITA kurabilmekdedir.irtibat kurabilmekdedir.

Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 200. ayet



وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدْوَّ اللّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمُ اللّهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لاَ تُظْلَمُونَ

Ve eıddû lehum mâsteta'tum min kuvvetin ve min rıbâtil hayli turhibûne bihî aduvvallâhi ve aduvvekum ve âharîne min dûnihim, lâ ta'lemûnehum, allâhu ya'lemuhum, ve mâ tunfikû min şey'in fî sebîlillâhi yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn(tuzlemûne).

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

ona cagrildiginiz zman yani mehdi sizi cagirdiginda ona kapazteniz ve ve gücünüz neye kdar yetikrorsa onunla ruhi veya menfi olrak baglnati kurun irtibata gecin rabita edin ve allahin ve sizin düşmanlariniza karşi onunla birlite olun ve cünkü onun Allahi bildigi kadar, siz allahi bilemezsiniz, bu onunla irtbat kurdada sarfedecigniz her bir ameliniz icin aynen tiwiterde ve ya facde senin bir arkadaşin twite online degil bile olsa onun hesabina mesaj birkaibildigin gibi o twitereni ve faxcesini acinca size nasil geri dönüş yapiyorsa sizde bu yolda onunl amaddi manevi masden veya ruh yolu ile rabita ve irtibata gecin ve ve sonunda o size dönüş yapacakdir umulurki unutulanlardan olmazsiniz.

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 60. ayet


وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kim, Allah'a ve Resûl'e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.

Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 69. ayet




---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mü’min Mü’minin aynasıdır”. Yani TIBDAKi AYNA Nöron fonksiyonu

( Hadis-i Şerif , Ebu Hureyre’den; Selamet Yolları, C.4, S.650)

Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyurur:

“ Allah’ın dostları içinde öyle kimseler vardır ki

onlar, Nebi ve Şehid değillerdir. Fakat kıyamet gününde Allah Taala’nın kendilerine bahse-

ttiği lütuf ve makamlardan dolayı Nebi ve Şehidler onlara gıpta ederler.

Ashab: ‘Ya Resulallah! Onlar kimlerdir, haber verir misiniz? Diye sorduklarında; Resulullah (s.a.v.):

‘Onlar, aralarında herhangi bir neseb bağı ve maddi alışveriş bulunmadan Allah’ın

muhabbeti ve rızası için birbirlerini sevenlerdir. Vallahi onların yüzü Nur gibi parlamakta

ve kendileri de Nurdan minberler üzerinde oturmaktadır. İnsanlar korktukları zaman Onlar korkmazlar; insanlar üzüldükleri zaman onlar üzülmezler; buyurdu ve sonra:

‘ Haberiniz olsun! Allah’ın Velilerine asla bir korku ve hüzün yoktur’. (Yunus:62-63)

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Buyu’ , 76 (No: 3527); Suyuti, ed-Dürrül Mensur, 4, 372; Şevkâni, Fethu’l- Kadir, 2-458 )





يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman edenler Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenlerAllah’a karşı takva sahibi olmak isteyenler ona yaklaşmayi isteyenler O’na ulaştıracak vesileler arayin. Ve o yolda gayret edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Sadakallahul Aziym MÂİDE Suresi 35. ayet

RABITA : Kelime olarak baglanti demek veya ayni kökden "irtibat" dediginde yine baglanti kurmak, aynen WIFI baglantisi gibi, yine "Raptiye" demek de ayni kökden yani birşeyi bir yere tutturmak manasi vardir, eger kalp icin kullanilirsa, kalbi kalbe baglamak, ruh icin kullanilirsa, ruhu ruha baglamak, veya hatta öyleki, el icin kullanilirsa, eli ele baglamak olur, kol icin, kolu kola baglamak demek olur

"Deki Ey YAAAR

Yetişenlerin en hayirlisinini ismi ile de ve o sevdginin ismi - ismimi söyle sonra deki : elim onun eli, kolum onun kolu, kafam onun kafasi, ayaklarim onun ayaklari, ve cübbem ve elbisem onun cübbesi elbisesi de, rabita et ve yapmak istediklerini öyle yap, belki derdine dermaaaan oluverir."

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:

"Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem RABITA İLE İLGİLİ KUDSİ HADİSLERDE Buyurdular

1-“İnsanı-Âdem’i kendi suretimde yarattım”.

(Buhari ve Müslim’den; Kudsi Hadisler, C. 1, s.172 Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 2, S.244; Gazali, İhya,C.2, S. 417)

2-“İnsan benim sırrımdır, Ben de insanın ”.

(Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylani)

3-“Allah’ın huyu (Sıfatı) ile huylanınız”.

(Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylani)

4-“Ne arzım (yeryüzü), ne semam (Gökyüzü) beni ihata edemedi. Ancak Takva sahibi,tertemiz ve Verâ sahibi Mü’min kulumun kalbi Beni ihata etti”.

(Kırk Hadis, Sadreddin Konevi, s.82)

5-“Allah, mahlukatı zulmette yarattı; sonra onların üzerine Nurundan saçtı. O Nurdan kime isabet ederse hidâyet bulur. Her kime isabet etmezse dalâlette kalır”.

(Tirmizi, İman,18 (Hadis No: 2642); Ahmed b. Hambel, Müsned, II. 176.)

6-“Beni gören gerçekten Hakk’ı görmüştür ”.

( Buhari, Tâbir, 10; Müslim, Rü’ya, 11, Dârimi, Rü’ya, 4 (Hadis No; 2140). Nevevi, Sahih-i Müslim Şerhi, 11, 25-26.)

7-“Biriniz Namaza kalkıp kıraata başladığında ancak Rabbine münacaat etmiş olur.Bilsin ki o anda Rabbi, Kıble ile kendisi arasındadır”.

(Buhari, Salat, 39; Beyhaki, Es-Sünenü’l- Kübra 2, 292 (Hadis No; 3592).)

8-Ebu Zer Gıfari Hazretlerinin, Resulü Muhterem (s.a.v.) Efendimizden rivayetine göre Allahu Taâla şöyle buyurmuştur:

“Bir hasene (iyilik) işleyene onun on misli veya daha fazlası verilir. Bir fenalık

edene de onun bir misli verilir, yahut mağfiret ederim. Bana bir karış yaklaşana Ben bir arşın ve bir arşın yaklaşana da bir kulaç yaklaşırım. Bir kimse Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak gelirim. Bana şerik (ortak) koşmayan, küfretmeyen bir adam yeryüzünü dolduracak kadar günah ile Bana kavuşsa, Ben onu

o kadar mağfiretle karşılarım”.(Kudsi Hadis’i Müslim rivayet etmiştir.)

9-“Ey dünya! Bana hizmet edene hizmet et, sana hizmet edeni hizmetinde kullan”.

(Kudai, İbn-i Mes’ud (r.a.)’den rivayet etmiştir.)

 

 

TELEPATi VE RABITA TELEFONUNU KULLANMAK VE LEVHi MAHFUZDAN OKUMA SANATI

insan konuşurken, veya kuran okurken, dil damakda bir yerlere kendini vea ucunu vuruyor, aynen bilgisayar klavyesi gibi damakda da bir klavye var demek olur bu, ve beynin, dilinin o vurmlari sonucunda, frekans bazinda bir sinyal yayiyor kainata, ve senin kalbin ise hislerin bazinda ayni sinyali, kalpden kainata yayiyor, yine sag tarafinda, kalbin karşisindanda ruhdlardan ruhlara sinyal gidiyor, işde Allah baştaki ayette, "bunu deneyin (Rabita yapmayi irtibat kurmayi) gayret edin diyor, rabita etmeye gayret edin diyor.

Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;

اَلْمَرْ ءُ مَعَ مَنْ اَ حَبَّ

“Kişi sevdiği ile beraberdir.”

( Hadis-i Şerif )



يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn .

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ey iman edenler (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyen kimseler)! Allah’a yaklaşmak için sadıklarla beraber olun.

Sadakallahul Aziym ÂLİ TEVBE Suresi Âyet 119. ayet

Bu ayet rabitanin nasil yapilmasi gerektigni anlatiyor, yani kişi sevdigi ile baraberdir ile bu ayet birleşince, sen muhammedi seversen, muhammedleşirsin, kediyi seversen kedileşir, köpek seversen köpekleşir, kurt seversen kurtlaşir, tilki seversen tilkileşirsin,gofret seversen gofretleşirsin, ve yine dedikya "......cübbesi cübbem elbisem." diye rabita et dedik, ve öyle olunca ben turuncu seviyorsam, seninde turuncu giyinmen, kürkümden giymen demek olur, yani nereye gitsen, bu kürk görülünce, önce giydigin benim kükümdesse, ve ben turuncu kürklü bir alsansam, san bakincada ilk aslan akla gelir, bak aslan gelmiş, tilki kürkü ise, bak tilki gelmiş, der insanlar, ve hyvanlar hatta bitkiler, hatta melekler bile. öyle olunca "sari öküzün yaninda duran, ya huyundan ya tüyünden" diyen atalar boşuna dememişler.

öyle olunca rabita ile insan, telepati ile yani,ayna nöron sistemiyle karşidakine konuşabilir, ona seslenebilir, onun sesinide duyabilir, yine telepati yöntemi ile, aynen nikola tesla gibi, beynindeki elektrigi lambaya aktarabilir, beyin gücü ile yine cocuk dahi dogabilir, ayni yöntem ile, amma Alahin müsade ettigi kimselere sadece, aynin isa yöntemi, meryem ve isa ve mehdi yöntemi ile, yani öyle olunca gecen dedikki : mehdi öyle bir kimseki hadisde gecen "bazi kimseler, cennetin her kapisindan cagrilcak" dedik yani öyle olunca, taaaaa ayasofya camisini yaptiran bir hiristiyanda mehdiye aşik, taaaaa muhammed zamanindaki bir ayşe bile mehdiye aşik, yine ashabdan birileri, yine hatta erkeklerde dahi aşiklar var, kadinlar kizlar aşik, kişi sevdigiyledir olunca, bugün mehdi dünyaya gelince, onun yaninda ayşeler, ayşe olmuş Hz hacerler hacer, bazi ayşeler ayşegül olmuş, raziyeler raziye, öyle olunca, kim sevmemiş ki onu, ve ona aşik olmamişki, taaaa isa dan ibrahim vaktine kadar herkes, o son askere aşik, dünya gözellige cevircek olan o adama, o gence aşik, ve öyle olunca bütün rahimlerden, girip dünyaya gelmek ona serbest, öyle olunca, dün ashabdan, isa ashabindan olan ayasafiye, veya hatta daha ileri gidelim hz havva da, o cocuguna aşik, yani ayasafiyenin en eski versiyonu hz havva, ve onlar son bir askerin gelecegini dünyayi mutluluga bogup cennete cevircegini duyunca, bunlar havva ile adem navilerine mehdi yazdilarki, taaki mehdi vaktine varabilsinler, ve gelmişlermi evet şimdi binler adem var, binler havva var, ve Eva lar var, yani yine ayasfiyeler var, safiye havva annemizin esas ismidir, öyle olunca, Havva cennete girme vakitlerinin, onun zamani oldugunu bildiklerinde, ikiside yine ona aşik, öyle olunca, şimdi bir havvadan cocuk yaparsa mehdi, amma bu evlenipde olur, amma bu isa yöntemi ile, ruh babasi olarkda olur, yani öyle olunca havvayi kendine anne etmiş olur bu, sen ey havvanin kocasi olan ahirzman ademi, ve babasi itiraz etme, dün ona ulaşmak demek, cennete varmak demekdi anladinmi, şimdi o vakte ggelmişken, hadi gir cennete denince, sen kiypitirsan, ben niye onun cocugunu dogurcan, yahut ben niye onun cocuguna babalik etcen dersen, sizin hepinizi bu cennetten sürer cikaririn sonra, anladinmi idiyot, bana bütün kapilar acik, yillardir cagirdiginiz aşiklik cektiginiz benin lan (BibBiiiiiib) , daha ne istiyon, bana bütün kapilar bu yüzden acikken sen kimsinde benim o cennete girmemden ve annem olmakdan kacacan, yada babalik etmekden kacacan, (BibBiiiiiib) trottel, o bir şerefdir yillardir peygamberlerin bile imrendigi, istedigi bir insandir o, onun yeni kücük parlacalarina anne baba olmak demek, babasi icin, "başkasinin cocgunu kucaga almak demek, ne demek, istemem ben öyle babalik, istemem öyle annelik" diyenler var. lan trottel, bak eger elma seviyorsan, elmalari pazardan seviyorsan sece sece gidip aliyon, peki onu eken kim, diken, tohumlayan, sulayan kim, sordunmu? sormadin, amma seve seve aldin geldin, yiyon. peki mehdi senin evine bir mehdi elmasi meyvasi dikdiyse, onu sevmeyecenmi, sevmedenmi yiyecen trottel, yine sokakda bir kedi gördün, canin cekti şunu bir seven dedin, cokda sevimli, amma onun anasi kim, babasi kim biliyonmu, bak gitdin sirtini ovazladin kucagina aldin sevdin, ne oldu tahtindanmi düşdün, hatta ben bu kediyi alcan bunu evimde bakcan, sevecen besleyecen dedin, kediyi sevebiliyonda, bu mehdi cocugunun, bu kedi kadarmi kiymeti yok lan (BibBiiiiiib) ,
bazilari cocuk yapar büyüsünde tarlada takkada calişsin diye yapar, yani ona cocuk degil IRGAT lazimdir kari degil IRGAT lazimdir, ve hani deerlerya "eşşek cennetini boylarsin, diye bu IRGAT bekleyen adamin cocugu olcak cocuk, taa yola cikmiş amma, ne olcak, ola ola irgat yada hizmetli eşşek olmak icin, yani gidecegi varacagi cennet eşşek cenneti yani, yine birisi dediki onun(mehdinin veya muhammedin) bahcesinin gülü olaydim. onun cenneti mehdinin bahcesi oldu demekdir, bazilari ise işde eşşek besler büyütür, ve o kadar eşşeklige merak sarmayin tabanca kocaman diye, cäünkü kabiz adam demek eşşeklik. niye deyince bir TIRCI tanidigim vardi, dedi "TIR da her gün her saat Irlana sallana git git, dedi barsaklar, aynen cuvala basa basa doldurulan ot cuvali gibi, yediklerin arabada Irlanmakdan press yapiyor yani sıkıştırılıyor yani, insan kabiz oluyor dedi, yani kabiz adamlar, orasi cukur hopla, burasi cikintili ZIPLA ve sallanmakdan, barsaklarindakiler preslenmiş adamlar, ve öyle olunca KABIZ adam iki günde ücgünde bir ve kocamanca ..... anladaniz degilmi, ve insan ve cocuk icin atalar "Sıçtığı bokdan belli olur" derler ya, öyle olunca, sıçtığın neyse sende işde .....
----------------
Yahut yillardir ashab bile ona varmak icin yanmiş tutuşmuşken, şimdi mehdiyi bedava bulan bu a h maklar, haşari eşşeklik edip, aynen Eymen in babasi gibi, ben bakman ona diyenler var. s i k dir mina koydmunun uyuzu, inşallah yarin haşari eşşekler olarak haşrolursun, ve sen isteye isteye megerse eşşek cennetini istemişsin (BibBiiiiiib Kafa) , cünkü eşek siker, ve bakmaz cocuga bir daha yani.

Mehdinin ve isanin meryemin yöntemi ise, mehiye bu yöntemi ögreten ve müsade eden, Allah. meryemin karşisina onu götürüpde, senin bu annen deyipde, sen bundan dogacan deyince, meryem olmaz ben bakireyin dedi salak, dedi mehdide bakire olsan ne yazar, ben senden dogacaksam banane senin bakireleginden, ben icden yirtar yine cikarim, önemli olan benim o cennete rahme girmem zaten, Allah beni alip gelip meryemin icine kutsal ruhu koyduysa, hemde kIZ oglan KIZ kutsal bakire meryeme, sen (BibBiiiiiib) ikinci el, ücüncü el kadin, bize anneligi cokmu gördün, (BibBiiiiiib) trottel, o cocuklarini kürtaj ettiren aldiran öldürtenlere sözüm, ama mesela sen kim oldugunu bile tanimadigin falancanin dikdgi, ignesiyle sikdigi elbiseyi giyersin, benim cübbem benim evlatalarima annelik sana agir gelir haaaa, degilmi trottel, ben hem idrisin hem ilyasin hem HIZIRIN hem isayin hem mehdiyin desemde inanmazsin degilmi?
ve mehdiyi öyle sevdilerki birsi dedi onun vaktinde olsadimda onu seven biriside ben olsaydim oldumu oldu, birde dedi onun sevdigi biriside ben olaydim dedi olmud oldu,bvirde dedi kapi komşusu ben olsaydim, oldumu oldu biris ebenim oglum olsaydi oldumu oldu,biri dedi dedsi biri dedi benim oglum olsyydi , biri dedi yari yareni olsaydim,biri dedi onun köyünden biride ben olsaydim, oldumu oldu, bir dedi dei en azindan onun oturdgu melkete otruna biri oilaysdim, oldumu oldu, birde dedi bahcesinde gül olsadim oldumu oldu bahcesidneki bir cicek ben olaydim oldumu oldu, dalindaki bülbül olaydim dedi oldumu oldu, cocugunun anasi olsaydim dedi, oldular, .....
amma simdi haydi sizden sizin cennetinizden dogan sizin bahcenitzdeki gülde ben olan deyince kimsenin işine gelmiyor

Madem sözünde duramayackdin, o zaman garerince sev ey sevgili, mehdinin gülü olsaydim, bülbülü olsaydim, caydanlgi olsaydin, sevdigi yari olsaydim, sana biraz büyük gelir oziman :

internete bir bilgisayari bulmak icin "ping atmak" diye birşey var, ve onunla sen 1Kb degerinde bir dosyayi atarsin bir bilgisayar yada server ismine, onun gidip gelişi ile, ne kadar uzakda veya nerde oldugunu tespit edersin, onu bulunca, hackerler işde onun bilgisayarina girmek icin kullanirlar bunu, ve öyle olunca yine yarasa yaratmiş Allahu teala ve yarasa işde ayni sistemi kullanir, ve oda bir sinyal yollar dalga yollar, ve ve o dalganin gidip gelişini hesap eden bir beyni metrixel bir beyni vardir ve o kac seniyede geri döndü bakar ve aradaki mesafeyi bilir, yani o yüzden gecede karanlikda görebilmesi böyledir dalga yolu ile algilar cünkü o yani, yine kedilerde kedi gözü denen infrarot göz vardir, yine dalga sistemi ile gece görebilir onlardaki ise gözü görecegi nesninin üzerine infrarot denen dalga boyutunda ışık gönderir ve o ışık ile o nesneyi görür, yani lamba tutmak gibi, ancak o gündüz gözüne ışık depo edip doldururmuş, ve aynen fosfor elmentinin görevi gibi, depo edip sonra harcamak gibi bir sisistem. Yine yunuslar sonar sistemi kullanir yine ayni ping sistemi, fakat oda denizdeki su daki dalga yayilimini hesap edebilen bir sistem, ve öyle olunca dinde selami veren, hem vermek hem almak zorunda degildir, yani selami verince, şayet kimse almazsa, o zaman kendisi geri almakla sorumnludur, öyle olunca, yani selam dalgasi ile giden bir dalga, ve oraya ping atinca, ondan cevap vermesini beklemek gerekir, o cevap verince, ha burda birileri var, ahmet var, mehmet var demek gibi, amma orda birileri olmasina ragmen almiyorlarsa, o zaman bunlar mümin degil, müslüman degil diye algilayabilirsin, yine rabita ile, bir kimseye baglanmak icinde, önce onu bulman lazim, nerde ve onu bulmak icin ping atman lazim, yani işde nakşi tarikatindaki ve diger bazi tarikaltarda yeni sofilere akşam namazindan sonra rabita dersi verilir, ve şeyhinin siluetini gözleri kapali görmeye calişmak icin hergün 5 dakika 10 dakika oturup gözlerini yumar calişdirilir, amma yani önce onun şeyhin bir resmini yada kendini önceden görmüş olmasi lazimki gözlerini yumunca gördügü, şeytanmi, yoksa şeyhimi, yada başkasimi inmi cinmi, ve hmen oluvercek birşeyde degil görmeye calişmasi lazimki, görmeye calişdigi kimseyide kim bilsinki, sonra o siluette birine baglanmaya calişir, ve onunla mülakat edebilinceye kadar, bu derse devam edilir, şeyhi ne kdar uzakda olursa olsun, onu, gözlerini kaptinca görebilcek dereceye ermek demekdir,


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Ve lekad halaknâl insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuhu, ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.

Sadakallahul Aziym KAF Suresi 16. ayet

yani sen nerde olursan ol allah seninle beraber, bu SIRRA mazhar olunca, sen o SIRRIN hakikatini keşfedince, şeyhin nerede olursa olsun, sen her an onunla olabilirsin, nasil vücüt giyme Rabitasi ile nasil?

"Deki

Yetişenlerin en hayirlisinini ismi ile de : ve o sevdginin ismi - ismimi söyle sonra deki : elim onun eli, kolum onun kolu, kafam onun kafasi, ayaklarim onun ayaklari, ve cübbem ve elbisem onun cübbesi elbisesi de, rabita et ve yapmak istediklerini öyle yap."


ve biz zikirimizde işde "Ya habiru, ya muhabiru" cekerizki, bize ping atan kim, bizi arayan soran kim varsa, ondan haberdar olabilmek icin, ve sonra da onlarin haber almak istedikleri hususdada, onlari haberdar edebilmek icin günde 10 defa "ya habiru, ya muhaberu" yani "haber alan ve haber veren" demekdir. bu sirra eren her askerimizde de ayni sir inkişaf eder cicek acar meyva verir.

o zaman rabita hak ise, rabita ile gözlerini yumunca görebiliyorsa, gözler yumunca uyuyunca görülen, insan rüyasinida kendi yönlendirebilir demek olur bu, yani rüyaya girebilir ve rüyadan cikabilir, ve öyle olunca işde rüyanin da bir frekansi varsa onun kaydedimesi mümkündür, neden hergün muhammed ashabinin rüyalarini tabir ederdi acaba demek yokmu, yani rüya ruhlarin seyahati demek, işde ulvi ruhlar işde rüyaya girebilirler ve öyle olunca rüyalar eger kaydedilirse, rüyalari kaydederiz sonra youtebeye yükleriz, dün gördüm acaba yorabilcek bir alim varmi, diye soranlar cok olcakdir he heee haaaa haaa degilmi

Rabbim bu ahirzmandaki Mehdi Rüyalarinizi hayallerinizi Hayirlara vesile KILSIN.


أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--




Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec




Buraya TIKLA Dinle Veya Sag TIKLA indir dinle

 



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 25 Şubat 2017 Cumartesi

Original Kar © glan


________________
Kaynaklar :
Kurani Kerim
Hadisler
Başağaçlı Raşit Tunca
Tariqatı Raşidi


-----------------------
Etiketler :
Raşidi Tariqatında, Vücud Rabıtası,vücud giymek,kafasi kafam eli elim,kolu kolum,tutan eli olurum,gören gözü olurum,duyan kulagi,yürüyen ayagi olurum,hadisi,ocak,ocakli,el vermek,benim elim degil hz fatmanin eli,benim elim degil muhammedin eli,

Raşidi Tariqatında "Euzu Besmele" Zikrinin Sebebi ve Hikmetleri Nelerdir?

Raşidi Tariqatında "Euzu Besmele" Zikrinin Sebebi ve Hikmetleri Nelerdir?


"Allah âdın zikredelim evvelâ
Vâcib oldur cümle işde her kulâ
Allah âdın her kim ol evvel anâ
Her işi âsân ider Allah anâ
Allah âdı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya ânın sonu
Her nefesde Allah âdın di müdâm
Allah âdıyle olur her iş tamâm
Bir kez Allah dese aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen
Her murâda erişür Allah diyen
Aşk ile gel imdi Allah diyelim
Dert ile göz yaş ile âh îdelim
Ola kim rahmet kıla ol pâdişah
Ol kerîm-ü ol rahîm-ü ol ilâh
Birdir ol, birliğine şek yokdürür"

(Mevlidi Şerif den Pasaj Müellifi Merhum Süleyman Çelebi)

Raşidi Tariqatında, "Euzu Besmele" Zikiri 10. Sinif sofilere kadar günde 100 defa zikredilir, 10. sinifdan sonra zikirilerimizi ezberleyen sofiler, artik mevsim zikri cekmeye hak kazanan sofiler, günde 200 defa "Euzu Besmele" Zikiri cekerleer, yani süleyman celebinin mevlidinde dedigi gibi, eger bir işe besmele ile başlanirsa, o işin sonu asan ve hasen son bulur , güzel son bulur, eger besmel ile başlanmazsa, o işin sonu kesik, yani ebter olur,

 
 882- Hz. Enes ( R.A) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm) bir gün mescidde iken hafıf bir uyku kestirmesi yaptı, sonra gülerek başını kaldırdı.
Kendisine:

"Ey Allah'ın Resülü, niçin gülüyorsunuz?" diye sorulunca:

" Bana az önce şu süre nazil oldu" deyip besmele çekti, sonuna kadar Kevser süresini okudu:

"Bismillahirrahmanirrahim, Ey Muhammed! Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir" ( Kevser 1-3).

Resûlullah kıraatı tamamlayınca sordu: "Kevser'in ne olduğunu biliyor musunuz?"

Biz: "- Allah ve Resûlü bilir" dedik.

Resûlullah ( aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı:

"Bu bir nehirdir. Rabbim onu bana vâdetmiştir. O nehir üzerinde pek çok hayırlar var. Bu bir havuzdur da. Kıyamet günü ümmetim onun başında ( su içmek üzere) toplanacak. Bu havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur. Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdâhale edip: "Ey Rabbim ( onu niye atıyorsun) o benim ümmetimdendir?" diyeceğim. Ancak Cenab-ı Hakk: "Bunlar senden sonra ne bid'atler işlediler senin haberin yok" diyecek."
Buhârî, Tefsir, İnnâ a'taynake'l-kevser 1, Rikâk 53, Müslim, Salat 53, ( 400); Tirmizî,Tefsir, Kevser

( 3357), Ebü Davud, Sünnet 26, ( 4747, 4748 ); Nesâî, Salât 21, ( 2,133,134).

o yüzden işde bzim tarikimize giren en acemi sofimiz dahi, günde 100 defa euzu besmele cekerki, bu demek olur ki, olurda olur insan bazi işlrinde besmele cekmeyi unutur, ve öyle olunca, yahutta adamda, kadinda, bir işe başlarken besmele cekmek ahlak halini almamişdir, ve öyle olunca, bu cekdigimiz "euzu besmele" zikirlerimiz işde, besmlesini o unuttugumuz, işlerin başina gelmesi niyeti ile okunur. ve en zayif sofi, günde yüz işinde amelinde önce besmele cekmiş olur, ve 10. sinif sofiler ise, günde en az 200 işinin başinda besmle cekmiş olur velhasil kelam, niyetenizi öyle tutarak, bu "Euzu Besmele" Zikirinize gayret gösteriniz.



Euzu ve Besmele Hakkındaki Ayetler




فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığının. (NAHL Suresi 98. ayet)



وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, sana bir dürtü gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki O; işitendir, bilendir. (A'RAF Suresi 200. ayet)




إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِّنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ

Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. (A'RAF Suresi 201. ayet)


وَقَالَ ارْكَبُوا فيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْريهَا وَمُرْسيهَا اِنَّ رَبّى لَغَفُورٌ رَحيمٌ
Hud / 41. ( Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."


 
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Neml / 30. "Mektup Süleyman'dandır, rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla ( başlamakta) dır."



يَسَْلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ مُكَلِّبينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوااسْمَ اللّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوااللّهَ اِنَّ اللّهَ سَريعُ الْحِسَابِ
Maide / 4. Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah'ın adını anın ( besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.



فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ بِايَاتِه مُؤْمِنينَ
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَاْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِ وَاِنَّ كَثيرًا لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَدينَ
En’am / 118-119. Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yeyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.


Besmele ile ilgili hadisler



1925 - İbnu Abbâs ( radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: "( Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."
Rezin'in ilâvesidir.


1937 - Hz. Âişe ( radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?"
"Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."
Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, ( 2, 488 ); Ebü Dâvud, Edâhi 19, ( 2829); Nesâi, Dahâya 39, ( 7, 237).


2225 - İbnu Abbas ( radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: "Resülullah ( âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta ( dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin." Tirmizî, Eşribe 13, ( 1886).


2606 - Yine Nesâî'de Hz. Câbir ( radıyallâhu anh)'den gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Teşehhüdü, Kur'an'dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki: "Bismillah ve billah ettahiyyâtu.. "

2642 - Yine Ebü Hüreyre ( radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."
Ebü Dâvud, Tahâret 48, ( 101,102); İbnu Mâce, Tahâret 41, ( 399); Tirmizî, Tahâret 20, 25.


3387 - Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: "Ben Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, "Kör şeytan!" demiş bulundum. Bana:


"Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve "kendi gücümle onu yere attım!" der. Fakat sen: "Bismillah! de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur." Ebu Davud, Edeb 85, ( 4982).

3842 - Hz. Aişe h( r.a) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah ( Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da Bismillah)."

3843 - Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabı dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz ( ne yapalım)?" Bunun üzerine, Resûlullah: "Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?" diye sordu. "Evet" dediler. Resûlullah da: "Öyleyse yemeğinizde toplanın ( bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah'ın ismini zikrederek ( Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır." Ebu Davud, Et'ime 15, ( 3764); İbnu Mace, Et'ime 17, ( 3286).

3845 - Hz. Cabir ( r.a) anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan ( avanelerine): "Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!" der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan ( avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!" der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan ( avanelerine): "Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!" der."
Müslim, Eşribe 103, ( 2018 ); Ebu Davud, Et'ime 16, ( 3765).


3915 - İbnu Ömer ( r.a) anlatıyor: "Tebük'te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hrıstiyanların yaptığı peynir ( kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi."
Ebu Davud, Et'ime 39, ( 3819).


4002 - Osman İbnu Ebi'l-As ( r.a)anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim.

Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."
Müslim, Selam 67-( 2202); Muvatta, Ayn 9, ( 2, 942); Ebu Davud, Tıbb 19, ( 389); Tirmizi, Tıbb 29, ( 2081).

6871 - Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr ( r.a) anhüm anlatıyor: "Ben İbnu Abbas ( r.a) anhüma'nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. "Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "Zemzemden!" dedi. İbnu Abbâs: "Ondan gerektiği şekilde içtin mi?" diye sordu. Adam: "Nasıl?" deyince açıkladı: "Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah'a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: "Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir."


6922 - Hz. Aişe ( r.a) anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ( bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek ( hazır) yemeği iki lokmada ye( yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer bu ( müsafir) "Bismillah" deseydi, ( yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit "Bismillah" desin: Yemeğin başında "Bismillah" demeyi unutacak olursa, ( hatırlayınca) "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da bismillah)" desin!" buyurdular."


7124 - Hz. Ebu Hureyre ( r.a)anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kişi evinin -veya apartmanın- kapısından çıkınca, adama müekkel ( nezaretçi) iki meleği vardır. Adam: "Bismillah" deyince onlar: "Doğruya irşad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler: "Korundun" derler. Adam: "Tevekkeltü alâllah" deyince onlar: "İşin ( sana bedel) görüldü" derler.


( Resülullah aleyhissalâtu vesselâm devamla) dedi ki: "Sonra adamın iki karîni ( yani onu günaha sürüklemek isteyen insî ve cinnî iki şeytanı) onu karşılarlar. Melekler ( o şeytanlara): "Hidayete erdirilen, işi ( Allah tarafından) görülen ve muhafaza altına alınan bir kimseden ne istiyorsunuz?" derler "

( Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii>
( Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani>
( Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace>
( Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi>
( Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibus-salat>
( Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat>
( Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat>
( Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni>
Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani>
( Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni)
( Yemeğe başlarken, Besmele çekin! Eğer unutursanız, hatırladığınız zaman “Bismillahi alâ evvelihi” deyiniz!) [Tirmizi>
Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür ( Müsned 2/259).


--------------
Hadisler

(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allah Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]

(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allah’ta razı olur.) [Deylemi]


(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]

(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]

(Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [İ. Ebiddünya]


(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]


(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran Sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]


(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]


(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]

(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken, Allah’ın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

Ayetler

"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla (başlamakta) dır."
Neml / 30.


(Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."

Hud / 41.


“Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.”

Maide / 4.


“Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yiyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.”

En’am / 118-119.


BESMELE ÇEKEN KADIN ( ibretlik hikaye)

Bir kadın her söze ve işe başlarken besmele çekermiş. O kadının birde münafık kocası varmış. Besmele çekmesine çok kızarmış. Hanımını besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar vermiş. Bir gün hanımına içerisinde para bulunan bir kese verir. "Bunu sakla, sonra sende isterim" der. Hanımı keseyi besmeleyle bir yere koyup üzerini örter. Kocası hanımın haberi olmadan gidip keseyi alır ve kuyuya atar. Sonra gelip hanımından keseyi getirmesini ister. Kadın keseyi koyduğu yere gidip, besmele çeker Allahü Teala o anda Cebrail aleyhisselama, yeryüzüne inip keseyi kuyudan alıp yerine koymasını emreder. Cebrail aleyhisselam keseyi kuyudan alır suları akar bir vaziyette yerine koyar. Kadın keseyi almak için elini uzatınca keseyi ıslak bir halde bulunca "bu kese nasıl ıslandı" diye hayretler içinde kalır. Hiçbir şeyden habersizce kocasına götürüp verir.
Bu durum karşısında hayretler içinde kalan kocasıda hemen tevbe edip salih bir müslüman olur. Bundan sonra her ise başlarken, birşey yaparken besmele çekerek başlar.

-----------------
Kaynaklar :
Kurani Kerim
Hadis Kitaplari
Ceşitli internet Sayfalari
Başağaçlı Raşit Tunca
Tariqatı Raşidi

Raşidi Tarikatı - Raşidin Yolu

طَرِيقَاتِ رَاشِدِي Raşidi Tarikatı - Raşidin Yolu - Raşidin Çizdiği Yol - Nedir ? Kurucusu Kimdir - Edeb Ve Adablari Nelerdir?

طَرِيقَاتِ رَاشِدِي

Raşidi Tarikatı Kurucusu Kimdir : Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca
Kurucunun Kisa biyografisi : Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi
isim : Raşit Tunca
Göbek ismi : Selim
Soy Lakabı : Haceliler
Nickname : Karoglan veya Kar©glan ve imageman
Baba ismi : Mustafa
Anne ismi : Rabia
Dogum : 1970 Başağaç
Eğitim:
ilkokul : 1976 -1981 Başağaç
Ortaokul Lise : 1981 -1988 Sandıklı İmam Hatip Lisesi
13.06.1988 de 8.25 Diploma notu iyi derece ile Mezun oldu.
Yüksek Okul Üniversite : 1988 -1989 AÜHF - AYO
1989 da üniversiteyi 2. dönem sonunda yarım bırakıp terketti, ve 1989 yazında Avusturya ya Seyahati.
Mesleki Eğitim : Elektrik Teknisyenliği EBT ve EIT Sigmundsherberg Austria
Lehrabschlussprüfung : Elektrobetriebstechniker 25.01.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Wiener Neustadt
Lehrabschlussprüfung : Elektroinstallationstechniker 24.06.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Stockerau f Elektrotechnik
Öksüz:
1988 de Babasının vefatı
Ankara:
Yüksek Okul Eğitimi için Ankaraya gitdi. ilk defa bir akrabasının yanında Keçiören gazino durağı ile şose durağı arasında bir apartmen de ~ 3 - 4 hafta kaldı.
Sonra paralı özel yurt 'RESA' yurdunda Ulusda kaldı.
Daha Sonra Balgat taki Devlet Paralı Yurdunda kaldı.
Aile:
1990 senesi sonunda Evlendi.
2 Tane Çocuğu var biri Oğlan biriside Kız.
HAC ve UMRE :
1997 de Hac ve Umre ziyaretini Annesiyle birlikte Yaptı.
Dini ve Tasavvufi Hayat:
1991 senesinde Tarikatı Burhamiye ye intisab etti.
1992 de Nakşebend Tarikatına intisab etti.
~ 2003 -2004 arasinda Dusukiye Tarikatına intisab etti.
Halen Tasavvuf Yolunda "Only" Devam ediyordu ki sonudna bir yol (Tarik) olmanin, yol çizmenin önemini farketi ve, Raşidin kendi gittiği ve Çizdiği Yol olan, Raşidin Yolunu, Raşidi Tarikatını kurmaya karar verdi. Senelerden 2016 aylardan Ağustos.
Avusturya:
1989 da Avusturya Taş ocağında işci oldu (Wiener Baustof Werke).
Daha Sonra Firmasi iki defa el degiştirdi Poschacher Natursteinwerk oldu.
daha sonra Taş ocağından Çıkışını aldı.
Iki defa, yaklaşık altışar ay Büyük Kasap " Gresinger"de çalıştı.
Mesleki Eğitim yaptı ( Ausbildung Elektrobetriebstechniker) mezun oldu ve sonrada "Installationstechniker" sınavına girdi ve kazandı mezun oldu.
Liesing Firmalarda Elektrik Teknisyeni olarak çalışdı.


Tarikatin Özelliği :
Mevsim Tarikati yani günlerin, aylarin, gecelerin, gündüzlerin, nurun, ve ziyanin, ve mevsimlerin devaren ettirilmesini talim eden, bir yol ve tarik ve usul.

Kuruluş Sebebi ve Prensibi :

"River" Nehir ile yarışma, Nehir ile birlikte koşamazsın, o seni hep yener, çünkü sen yorulursun, amma o yorulmaz.
(Karoglan sözü 05.09.2016)

yukardaki söze açıklama : muhammed misyonu, ibrahim misyonu, kominizm misyonu, gibi bir misyon akıp gelen bir nehir gibidir, onlarin binlerce askeri vardır, sen yalnız başına onlarla yarışamazsın, onlar hep yener kazanır, çünkü onlar bir grup, o yüzden bir grup, bir tarikat olmak lazımdır, yalnız asker tek atlı araba gibi, grup 10 askerse 10 atlı araba gibidir, o yüzden raşidi tarikatını kuruyorum seven ardımıza takılsın.

Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD

Anlamları:
1. Doğru yola giden
2. Akıllı
3. irşad edip öğreten
4. Öğretmen
5. Baş Öğretmen
6 . Öğreten eğiten Allah
7. Öğretmen olan Allah
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli

MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.

Raşidi Tarikatının Amacı ve Gayesi :
Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen bilip yaşadiklarini, bir cemaate ve gruba ögretip, misyonunun, (Level in) ondan sonrada devam ettirilmesi.
Esteuzubillah

وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لَّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Esteuzubillah

Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn.

Meali :
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

CASİYE Suresi 13. ayet


وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn.

Meali : Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen, insanoglunun yerüyünden kainati idare edebilcek bir güce sahip oldugunu bilip, ve bu konuda bazi tatbikler yapinca, ve bunu devam ettirecek, ve ilerde dahada geliştirebilcek kivamda, yol arkdaşlari, tarik mensublari aramasi, ve bildiklerini, yetenekli ve ögrenip yaşamak isteyenlere anlatma istegi ve gayesi sebebiyle kuruldu. ve amaci ve gayesi sadece, insanin, yeryüzünün ve kainatin halifesi oldugunu bizzat, hakkal yakin insanlara ögretmek.

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehharaş şemse vel kamere le yekûlunnallâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve muhakkak ki "Gökleri ve yerleri kim yarattı, Güneş ve Ay’ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsam mutlaka, "Allah" derler. O halde o misyonun, size yükledigimin kiymetini bilip, ona sahip cikin, yüklenin onu artik ,yani kainati yönetin artik.

ANKEBUT Suresi 61. ayet


ve vaaz sohbetleriomizin birinde dedikki :

Ey insanlik görmezmisiniz
Güneşin feri yok, bu sene nerdeyse bizde yaz bile olmadi .
yani güneş işigina arapca Dziya
ضي

denilir.yani Ziya sizin anlaycaginiz ziyanin yani glow un yani
güneş işiklarinin yansimasi azalmiş yeni vaazimizin konusu alfa beta
gama işimasi yani radyoaktivite, kisacasi güneşimizin ziyasi tükenmiş
malesef son ziyalar bitmek üzere yani ey insanlik kimse ikizler burcu
cocuk yapmak istemiyor galiba cünkü ikizlerin kadini doyumsuz olabilir
dedik diye kimse ikizler cocugu yapmaya yanaşmiyor ve böylce güneşimizin
hic erkek ziya bebeleri, dişi ziya olmaz fakat ve ikizler burcu
kalmamiş, ve kadin ikizler ve erkek ikizler cocugu kalmamişki
güneşimizin ziyasi bitmek üzere, olanlarda göcer ise ziya kalmaz . aaa
ben size ne diyen a lafi kicindan anlayan ahmaklar, Allah 12 ay koymuş
12 burc varsa 12 burcunda eşit şekilde dagilmasi lazimki bu güneş
sistemimizde her şey rayinda yüzsün, birisi biraz azalsa da fazla olsada
denge bozlur. mesala neptun bebeleri azalsa nuh bebeleri azalir ve su
ve rahmet kesilmeye başlar,neptün bebelri cogalirsa bu sefeerde
taskinlar olur seller olur,jüpiter azalsa keciler azalir yakub bebeleri
azalir yine olmaz. herkes tohumu atarken öyle ayarlama tohum atmaasin,
lütfen kadere kirkbeş deyip atsin tohumunu, ve özellikle ikizler bebesi
yapin yani. ikizler babasi olcaklar şimdi tohum atcak olanlar, şimdi
dikilen tohumlar mayisda haziranda filiz vercek, haydi gec kalmayin ziya
isimli cocuklar , tohum atin lütfen, yoksa bu güneş yemin olsun sönerde
karanlikda kaliriz.

hemde Ziyayi hapse atmişlar, yani ziya hapisdeki böyle feri yok,
doguyar amma isitmiyor. hanim bu yazdan beri camaşir serdiginde diyorki
güneşin feri yok kurutmuyor diyor, yani bir nakşi büyügü demişki bizim
sizlere verdigimiz feyizi eger muhafaza edebilseniz bu size kiyamete
kadar yeter demişler yani feyz veya füyüzat veya ziya alfa Işıması yani
güneşimizden bizlere gelir ve Muhammed yazili kuran ise ve kuran
kainatin yazilimi ise Muhammed kainat ve güneşimiz iki cihanin güneşi
muhammed mustafa, ve bizler güneş bebeleriyiz yani muhammedin
parcalariyiz. ve güneş sistemimizin icindeki her bir özellik o sistemin
işlevi icin gerekli ve her cibilliyat bir peygamber grubunu temsil eder
demişdik dah önce, ve keciler oglak buralari şuayb ve yakup cocuklari
dedik, ve onlarin azalmasi yani jüpiter burcunda doganlarin azalmasi o
cibilliyati taşiyan sebze, meyva, hayvan, insan ne varsa azaldi
demekdir. ve cimento yoksa harc nasil olmazsa, yahut cimentosu az bir
harc ile yapilan duvar, nasil saglam olmaz ise hepsinin dengeli olmasi
lazimdir. ve amma herşeyin fazlasida zarar azida zarar. lütfen insanlar
aralarinizda konuşun kaynaşin, ve ikizler bebesi yapin. muhammed ikizler
burcudur yani MuhaMMed de üc tane mim vardir yani M harfi latince ikizi
temsilm eder ve yine MeryeM de iki tne M var yani onda ikizler burcu
vardir yani Yine HAVVA da iki tane V veya Hawa yazarsak oda teers ikiz
demekdir. ve ziya güneşimizin parcacigidir yani partiküllerirdir. yani
foton enerjisi.Radyoaktivite

α (Alfa) ışıması: İki
Nötron ve iki protondan meydana gelen, +2 yüklü bir Helyum çekirdeği
yaymaktır. Bu ışıma sonucunda, proton ve nötron sayıları 2'şer birim
azalır. Bu tanecikler +2 yüklü oldukları için elektromanyetik çekime de
yakalanırlar. Bu ışımaların durdurulması çok kolaydır. Örneğin bir
kâğıt yaprak bile yeterli olur.

Peygamberimizin ziyasini devam ettirmesi icin güneşimizin alfa işimasi yapmasi gerekir. ve alfa simgesi budur α
ve bizler muhamedin eeli beyti olarak yani güneşimizin cocuklari olarak
alfa işimasi yapmamiz lazim demekdir bu. ve alfa işimasi demek her
yaptigi işinde alfa hareketi yapmakdir. bunun birkac örnegini
gösteriyorum resimlerimde, 

 

 

Bu bir alfa oturuşu yani mehdi oturuşu

 

 

 

 

yani fircanizi tutarken serce parmagin arasindan gecirmek ile
yine alfa yansimasi yaparsiniz,

 

 

yine el yazisisi ile yazi yazmak demek ve özellikle harflerine
alfa işareti koymak demek, yine yazarken alfa işimasi yapmaniz demek, 

 

 

yine misvak öyle, bu peygamberin sünneti
ile sabittir, onun yani Muhammed Mustafanin misvak tutuş sistemi bu
şekildedir.

 

 

Bu bir alfa oturuşu yani mehdi oturuşu

eger ayak ayak üstüne atarsanz, bu alfa oturuşu demek olmaz yalnişdir o oturuş.

yani fircanizi tutarken serce parmagin arasindan gecirmek ile
yine alfa yansimasi yaparsiniz, yine misvak öyle, bu peygamberin sünneti
ile sabittir, onun yani Muhammed Mustafanin misvak tutuş sistemi bu
şekildedir.yani muhammed hep alfa yansimasi yapmişdir.

 

demişdık ve böylece sizlere ilk defa kainatın ve güneşin ziyasını bile bizler tarafından yönetilbilcegini bizzat hakkal yakin ögrettik, ve binlerce insan bu oturuşu ve duruşu cok benimsedi, hatta tiryakisi oldu da, artık vazegecemez oldular, ve böylece bu sene sıcak bır yaz gecirdik ziyası bol bol bir yaz gecdi ve artık sonbahara geldik ve ve birkac gün önce kendi aileme ve cocuklarıma tenbihledimki artık sonbahar geldi ve yaprakların sararması ve soguklarin gelmesi icin buziyanin azalmasi şart, o yüzden artık ziya hereketi olan alfa oturuşu ve dıger alfa herketlerini terkedın dedim yanıi mehdi oturuşunu şimdilik terkedin dedim ve islamda terki terke diye birşey vardır,

Tasavvufdaki Terki Terk Nedir?





وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن
نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا
أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi
fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez
zâlimîn.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Meali:

Ve Yunus Dediğim olmuyor diye Gadablanip kizmiş ve gitmişdi ve
Karanliklarin icinden şöyle seslendi: " O ndan başka ilah olmayan Allah
Hakkı için, Muhakkak ki Ben, Zulüm ve Karanlığı, Kötülüğü Seçenlerden
oldum.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Allahümme Salli ala Muhammedül Vaadül Emin,
Allahümme salli ala Yunuse Vadehu bil Avdeti
Allahüüme salli Ala Mehdi Zamanül Emin vezzamanul Avdeh.

Yolculugumuza başliyoruz :

Gecen sene yazdik ki güneşimizin ziyasi azalmiş, güneşimiz iki
cihanin güneşi Muhammed Mustafa, güneşimizin ziya yaymasi icin alfa
hareketi yapardi, ve onun sünnetiydi diye anlattik. ve ikizler bebesi
dünyada azalmiş, eger böyle olursa güneşimiz söner gider, ve bu yüzden
ikizler bebesi yapin, ve ikizler bebesi icinde, her amelinizde
fiilinizde sözünüzde alfa dalgasi yayin dedik, ve sizlere alfa oturuşu
ve alfa hareketerinden örnekler vermişdik. ve sizleer ne güzel mehdi
askerlerisinizki alfa oturuşu ve herketleri o kadar yayildiki,
elhamdülillah bu sene kadar ziyasi kuvvetli ve sicak bir yaz olmadi ,
hepinize aferin, sizler ne güzel mehdi askerlerisiniz böyle, tamam artik
terki terk etme zamanidir, ve her evden en az bir şahis, artik alfa
hareketi ve oturuşu yapmayi terkediversin, yapmak sünnet ve sevap oldugu
kadar, teketmek de evla ve sünnet ve gerektiginde mucib olandir. artik
bu kadar sicak ve ziya herhalde yeterlidir artik, biraz biraz terkedelim
amma yine garerince kalcak kadar terkedin, tamamen terketmeyin. ve
artik sicaklar biraz biraz bizi terketsin serinlesin ortalik.

Tasavvufdaki Terki Terk Etmek Nedir : Terketmek
mesala Peygamberin abdestli gezme sünnetini aldin tuttun, ve artik o
hale geldinki, abdestsiz adim atmaz oldun, ve sonunda öyle bir noktaya
gelirsin ki, artik o terkettigin abdestsizce gezme olayina tekrar
dönmene, ve abdestsizce gezivermen, senin tekrar abdestli olmayi
terkedivermendir. önce abdestsizligi terketmişdik ve birinci terki
teketmişdik ikinci terk ise o terkettigin şeyi terkedivermendir.
sebebine gelince mesala mevsimler ilkbahar ile başlar ve ilkbaharda
bütün renkler yerini, hayat ve Hay ve diri olan Allahin sifati ile, yeni
bir can bulmak, ve haşrolmak toplanip bir bedene yol almak olan, yeşile
birakir. ve başka renkler terkedilir ve onlarin yerine yeşil tercih
edilir ve ilkbahar olur. sonra ilkbahar biterken bizlerin, yeşil bugday
yerine, sari ermiş bugday icin, yine yeşil erik yerine, ermiş erik, yine
ham karpuz yerine, ermiş karpuz icin, kirmizi sari ve turuncu rengi
tercih etmemiz lazimdirki, yaz olsun ve yaz mevsiminin rengi kirmizi ve
beyaz ve ateş sarisi ve saridir aydinlikdir yani bütün renkleri bariz
eden aydinlik tercih edilir. ve yaz bitince bu sefer, daha cok sari ve
sararma solma ve ölme, ve kahvrengi tonlari yani, camur rengi tercih
edilir, yani ölüp topraga karişma, hadisesi oldugundan toprak rengi,
yani camur rengi revacdadir, ve diger renkler rengini ölümün rengi
toprak rengine birakir kahverengi ve tonlarina, sonra sonbaharda
bitince, kış gelmesi icin, karanlik ve zulümet rengi siyah ve gri tonlar
tecih edilip, bütün renkler renklerini gece rengine birakir kendini, ve
sonbahardan kışa gidecek olanin tercihi, zulum ve karanlik olmalidir,
bunun bir nevi aciklamasini daha önceki sohbetlerde yapmişdik, mesala
kisa bir hatirlatma: dünyada kötüler yok edilip bitirilmez ve winter kış
icin gecenin koyu oldugu zaman, ve burclari winter kış burcu olanlara
zamani birakmak icin, işde karanlik ve gece yani kötülük bir nevi galip
gelmeye başlar, yaz demek ise iyiler, iman ve müminlerin galip olmasi
demekdir demişdik. ve yunus efendimiz vahdeti vücut seviyesine cikinca o
terkettigi bütün reklerden gecip zulumeti secmek zorunda birakilmiş, ve
hani insan dertlere ve cilelere, kötülerin cilesine ve zararina maruz
kalinca, bende bundan sonra zalim olcan anasina satan, "bu dünyada deveye dikken insana tiken geciyor" deyip
artik iyi olamanin fayda etmedigini görünce yazdan kişa gecildigini
görünce, bunlardan kurtulmak icin bir an sitem edip bende kötü olmk
istiyon denir ya, işde o sitem hali ile yunus efendimiz vaadinden avdet
edip, sözünden cayip "artik bende zulümeti secdim, bende kötü olcan" demiş.
amma yunus baligi zalim olamazki ne kadar sevecen bir balik, ne kadar
dost canlisi bir balik degilmi, ondan kim kötülük beklerki, yunusa kötü
ol deseler ancak belki sadece birazcik ciddi durabilir, yine gülümser
yine sevecendir, o kötü olamazkine, amma demiş Hz Yunus efendimiz
ninovalilara sitem edip bende zalim olcan deveye diken ... demiş yani.
yani ona terki terketmesi ögretilmiş bütün mesela sadece bu. yani sadece
iyiler iyi degildir bazende kötülük iyidir, yani gece hic olmasa hep
gündüz olsa, ne zaman yatip dinlencez, hep yaz olsa suyumuz nerden
gelcek, suyumuzun akip geldigi daglara kar nasil yagcak degilmi, bu
dünyanin carki nasil döncek degilmi yani. iyilerinde hayatinda bazen
kötü olabilmesini ögrenmesi lazim, dünya cok cetin. ve yine kötülerinde
hayatta iyilik nasil bir tatdir nasil bir zevkdir, iyilik yaptirilarak,
aynen hz süleymanin şeytanlari dalgic yapip, caliştirarak bir işe
yaramasini ögretmesi, bunun icin olup, kötülerede iyilik lokmasi
yedirmekdir yani, iyilligin nasil güzel bir lokma oldugunu onlara da
tatdirmakdir.

---oOo--

Halbuki Nakşibendi adabinda bu terki terk yalniş yorumlanmiş ve demişlerki

Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk:

Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk

Terk-i dünya: Dünya menfaati için iş yapmamak, dinini dünyayı toplamakta, kazanç sağlamakta kullanmamak.

Terk-i ukbâ: Ahiret sevabı
hesabıyla da bir bezirgan zihniyetiyle hareket etmemek, cenneti ve
nimetlerini, ilahi cemali temaşa için terkedip Allah’ın rızasını,
hoşnutluğunu gaye edinmek.

Terk-i hesti: Kendi varlığını da terk edip Hak da fâni olmak.

Terk-i terk: Bu terklerin zihnine yerleşip de ben ne fedakar insanım diye bir duyguya kapılmamak, onun da unutmak.

---oOo---

Halbuki kapi kuran ve ve Hz yunus ve duasi olan o yukardaki resimdeki ayet varken

bunu böyle yorumlayip ve dervişlik dünyayi ahireti terkdip
izdivaya cekilmek diye yorumlayan nice şeyhin sanan ahmaklar birde
cukura girip sanki cukura girince ölümü anlayacak gibi, dünyayi terketme
ilhlasini kazanmak icin, cilehane dedikleri cukura girmeyi yeglemişler,
halbuki cukura girmek ile dünyadan gecilmez, daha cok dünyaya sarilmaya
sebeb olur. ölümün korkutuculugunu, topraga girmenin vehametini gören,
dünyadan vazgecebilirmi, ahmak şeyhler ahmak sofiler, sen ateşin
yaktgini farkdince ateşi sevip icine girmeyi mi istersin, yoksa ateşden
kacarmisin? bu ne ahmaklik, cocuga bile cıs dersin cıs dersin ateşi
anlatmak icinde, o anlamaz, en sonunda elini soba borusuna degdiripde
yakinca, ateş ne demek anlarda, bir daha soba borusuna varmaz, sen bu
kadarmi ahmaksin ki topragin icine gömülmenin ölmenin bu kadar
vehametini, cukura girip görünce, insan ölmü + sevebilirmi, ahmak
cocugun ateşden kacdigi gibi, nefsin ölümden kacmak ister durur o
zaman, ve hayatin zehir olur ondan sonra.

Hic bir peygamber cilehaneye girmemişken, sen yusufun girdigi
hapsi cilehanemi sanirsin, hayir o cilehane degil yusufun isminde iki
harf olan iki "UU"su, ve iki "u" daki iki kuyu, biri üstü örtülü kuyu,
zindan kuyusu, bir digeride alti örtülü kuyu yani atildigi gercek su
kuyusu, yani YUSUFDAKI iki U harfinin ondaki canlanmiş hali yani.

oysaki muhammed "nefsininizinde üzerinizde hakki var"
demişdir . kim diyor sana öyle çile haneye gir, dünyayi terket, yeme
icme riyazet yap diye, hangi peygamber yapmişda, sen böyle bir yalan
uydurdun, senin böyle yaparak elde ettigine peygamber ve islam ahlaki ve
kermet ve mucize degil, ancak istidrac denilir. yani zor ile mal
gaspetmek gibi insanin yapabildigi yetenekler belli, ahmet mehmet
yapamazken, sen nasil yapiyorsun bu keramet benzeri sihirli işleri, yani
bedeni zorlayarak yani mesala aslani teerbiyet ile sanki anlarmiş gibi
konuşturmak veya bir fiili yapmasini ögretmek, halbuku o yaptigin
terbiyet degil, onun yiyeceginin öyle verilmesi sebebiyle, onun onu
yapmaya zorlanmasindan başka şey degildir. ekmek et hatirina maymunluk
yapan aslan kaplan demek olur. yani buna kim ben aslani kaplani terbiyet
ettim derse, ben onun ta agzinin ortasina kocamanca .... emi, ahmak
insan, Aslanin tabiatinda konuşup Allah demek varmi, sen ben gibi yahut
bisiklet sürmek varmi, yahut senin hatirina sana gösteri yapmak varmi .
işde kiyametinde zamani ve saati olmasina ragmen, ahmak insanoglunun,
Allahi kiyamete zorlamak diye bir söylem geliştirmeside böyle birşey, ve
herkesin birbirne olan bagi ve netzi sebebiyle bir yeri yikmak ve
Allahi zorlamk tabiri ile, orayi yikan, başka bir yerde onun ziddi bir
güzellige sebeb olmakda, yine iyilik yapan biride onun ziddi olan
biryerlerde kötlük olmasina sebeb olmakda. halbuki dünyanin bir yeri
gündüzken, biryerinde karanlik ve gece galip ise, o zaman iyiligi
kovalamak, gecenin gelmesinemi sebeb olur, iylik kovalandikca
kacacakdir, gecede onu takip edecekdir, ve iyiligin kovalanmasi, ancak
mesela iyilik türkiyede ise, kovalaninca doguya gitse, arabistana varir,
ve gece ve kötülük ise onun yeri türkiyeye gelir, ordanda kovalansa, bu
sefer iyilik hindistana gider, eger doguya giderse, bu sefer kötülük ve
gece türkiyeyi birakip, onu takip edebilmek icin, arabistana gecmesi
lazimdir, yani gece gündüzü kovalar, yazda kışı, ve ne o ona galip
gelebilir, nede o ona. zaman geliri 21 Haziran olur, gündüz galip gelir,
ve ertesi gün ise yerini geceye birakmaya başlar, ve taa 21 Araliga
kadar gece yavaş yavaş galip gelir, 21 Aralik gelince, gece tamamen
galip geldim sannederken, ertesi gün artik yerini gündüz ve aydinliga
birakmaya başlar. yani kimse Allahi öyle kiyamete falan zorlayamaz.
Dünyayi durdursan bile, bir yani gece, bir yani yine gündüz olcakdir
"zoooone" cikiş yok burdan yani.

Allah hayir ile şerri zevc olak halketmişdir. terazinin iki
kefesi gibi, biri inince digeri cikar, digeri inince digeri cikar, vusta
yol onlari ortada tutabilmekdir. ortada durunca ilkbahar veya sonbahar
olur. hafif ağir taraf, veya hafif yeğni taraf olarak.onlarda sabit
degildir, ve yunusa kötü olmasi zulümu secmesi, terki terk etmesi
ögretillmişdir, ve görevi terkeden peygamber, sözünden cayan peygamber
olurmu, evet var, ve Allahin takdiridir bu da, vaadine avdet eden
peygamber, hz yunus. yani cok iyi olma biraz kötü olmasini da ögren
iyileri kandiran cok olur herkese herşeye evet dme hayir demesinide
ögren, veya ayet ile sabit "öyle cok cimride olma, veya cok eli acikda
olma" , diyor Rabbim, bir temsili misal olarak al bunu, bütün hayatina
ve fiillerine, amellerine ve emellerine uygula.



وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

Sadakallahul Aziym isra Suresi 29

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Meali:

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Vusta yol azizim vusta yol.

Ben tam delikanlilik vaktimde tirpan bicmesini ölgrendim, o zamanlar imam hatip altinci sinif falandim.

ve birgün tirpan bicip gelirken beni görenler bana özenmiş ve
bir kadin dediki sen okuyorsun amir memur olacaksindir, netcende tirpan
biciyorsun dedi, bende Dedim "ögrenende karnimda dursun" dedim cok
hoşuna gitdi.

yani sizler ey mehdi cemeati!,

öyle cok uslu kuzu koyun olmayin, bazen dişlerini gösteren bir
kurt olmasinida ögrenin, biraz kötü olmasinida ögrenin, ve karninizda
cebinizde dursun o ögrendiginiz. kötü olmayin amma, size bir kötülük
yapmak isteyen olursa, cikarin cebinizden karninizdan o kurt halinizi ve
kendinizi savunun, o zaman size kötü olmak nede yakişir, kendini,
islami, iyiligi ve mehdiyi savunmak icin kötülerden oluvermek.


VE ARTIK ZiYAYI TERKEDiP yavaş kötü ve karanlik olma zamani ve bu vakitler
dedik önce sünnetler kacmaya başlar amma bu sünnet namazdaki sünnet ammda yapatig iz başka bir sünnet, sonra bir vakit farz kacar, sonra iki vakit, derken birde bakmişsin birkac günlük farz namaz kacmiş, ve taaaki bu eksi -31 olunca, yani 31 tane namaz kacinca, sonbahar girdi demekdir, amma kacdi diye öyle birakamayip, ardina kaza etmek lazimdir.


Raşidi Tarikatının Zikir ve Evradi Varmidir Nerden Temin Edebiliriz

 

 

 

 

 

 

 

Raşid'in Zikir Evradı PDF Dokumente


Raşid'in Zikir Evradı - PRO9-2  PDF-Dokumente-Box  RAR Paketi




Buradan indir



Raşid'in Zikir Evradı BO9-2 Basic Version Günlük okumak icin Herkesin okuyabilcegi seviyede sadeleştirilmiş  PDF Dokumente Hemen indir yada online oku





Buradan OKU veya indir



Raşid'in Zikir Evradı PRO9-2 PDF Dokumente Hemen indir yada online oku

 

 

 

 

 

 

 

Buradan Bak Yada Oku



Raşid'in Zikir Evradının Arapçası PRO9-2 PDF Dokumente - - Arapça Text Halinde
Hemen indir yada online oku

 
 Buradan indir yada online oku


Raşid'in Zikir Evradının Arapçası PRO9-2 RTF Dokumente Text Halinde
Hemen indir yada online oku




Bureadan indir yada Bak

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi

Başağaçlı Raşit Tunca

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi
isim : Raşit Tunca
Göbek ismi : Selim
Soy Lakabı : Haceliler
Nickname : Karoglan veya Kar©glan ve imageman
Baba ismi : Mustafa
Anne ismi : Rabia
Dogum : 1970 Başağaç
Eğitim:
ilkokul : 1976 -1981 Başağaç
Ortaokul Lise : 1981 -1988 Sandıklı İmam Hatip Lisesi
13.06.1988 de 8.25 Diploma notu iyi derece ile Mezun oldu.
Yüksek Okul Üniversite : 1988 -1989 AÜHF - AYO
1989 da üniversiteyi 2. dönem sonunda yarım bırakıp terketti, ve 1989 yazında Avusturya ya Seyahati.
Mesleki Eğitim : Elektrik Teknisyenliği EBT ve EIT Sigmundsherberg Austria
Lehrabschlussprüfung : Elektrobetriebstechniker 25.01.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Wiener Neustadt
Lehrabschlussprüfung : Elektroinstallationstechniker 24.06.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Stockerau f Elektrotechnik

Öksüz:
1988 de Babasının vefatı

Ankara:

Yüksek Okul Eğitimi için Ankaraya gitdi. ilk defa bir akrabasının yanında Keçiören gazino durağı ile şose durağı arasında bir apartmen de ~ 3 - 4 hafta kaldı.
Sonra paralı özel yurt 'RESA' yurdunda Ulusda kaldı.
Daha Sonra Balgat taki Devlet Paralı Yurdunda kaldı.


Aile:

1990 senesi sonunda Evlendi.
2 Tane Çocuğu var biri Oğlan biriside Kız.

HAC ve UMRE :
1997 de Hac ve Umre ziyaretini Annesiyle birlikte Yaptı.

Dini ve Tasavvufi Hayat:
1991 senesinde Tarikatı Burhamiye ye intisab etti.
1992 de Nakşebend Tarikatına intisab etti.
~ 2003 -2004 arasinda Dusukiye Tarikatına intisab etti.
Halen Tasavvuf Yolunda Raşidi Tarikatının Kurucusu olrak "Only" Devam ediyor.

Avusturya:
1989 da Avusturya Taş ocağında işci oldu (Wiener Baustof Werke).
Daha Sonra Firmasi iki defa el degiştirdi Poschacher Natursteinwerk oldu.
daha sonra Taş ocağından Çıkışını aldı.
Iki defa, yaklaşık altışar ay Büyük Kasap " Gresinger"de çalıştı.
Mesleki Eğitim yaptı ( Ausbildung Elektrobetriebstechniker) mezun oldu ve sonrada "Installationstechniker" sınavına girdi ve kazandı mezun oldu.
Liesing Firmalarda Elektrik Teknisyeni olarak çalışdı.

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Fotoğrafları